Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı müfredatta yer alan kitaplara düzenleme yaptı.

Her ne kadar bakan, haberlere konu olan kitapların yasaklı olmadığını ifade etmiş olsa da, kamuoyunda oluşan kafa karışıklığı devam ediyor.

Hangi düşüncede olursak olalım, dünya ve Türkiye artık yeni bir konjonktürün içinde. Çoğu kitabın yazıldığı dönemin gerçeklerinin bu dönemi açıklaması da beklenemez.

Buna göre, başta klasikler olmak üzere eserlerin gözden geçirilmesi gerekir.

Küçük Prens

Bir prens küçük olmaz. Bizim şanlı ecdadımız üç kıtada hüküm sürmüştür, dünyayı dize getirmiştir ve kitabın da buna yakışacak bir anlatımı olması gerekir. Kitabın “Muhteşem Kral” veya “Mükemmel Prens” gibi daha uygun bir isimle basılması gerekir. Ayrıca, hikayede farklı gezegenler arasında gezen ve yerleşik bir düzene geçmeyerek üniter devlet yapısına kafa tutan bu ucube prens birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu dönemde gencecik beyinleri zehirlemekte ve eğitime zarar vermektedir. Yazılacak yeni hikayede, at sırtında ve elinde kılıçla yıldızlara seyahat eden Dev Kral, oraları fetheder ve zenginliklerini dünyaya getirir. İlk fırsatta evlenen Kral’ın üç çocuğu olur ve sonsuza dek mutlu yaşarlar.

80 Günde Devrialem

Yüksek hızlı trenin (YHT) hizmete girmesiyle 4 güne inen devrialem bu kitapta maksatlı olarak yanlış anlatılarak hükümet yıpratılmak istenmektedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan demiryolu yatırımlarının (bkz. “Demir ağlarla örmüş. Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün yok!”) yetersiz olması nedeniyle son yıllarda yeniden örülen demir ağlarla git-gel 4 güne kadar inen devrialem özelleştirme planına da alındı. Gerçeği yansıtmayan bu kitap da müfredattan kaldırılarak genç dimağların zihni temiz tutulmalıdır.

Şeker Portakalı

Şekerin vücuda verdiği zarar malum. Hem üç beyazdan uzak durulması adına, hem de Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan obeziteye karşı mücadele kapsamında bu kitap çok sakıncalı hale gelmiştir. Ayrıca içindeki şeker ve saf meyve oranı kitabın kapağında açıkça belirtilmemiştir. Modernize edilerek “Zero Portakal” adıyla yeniden basılabilir veya ülkemizde artık her mevsim bulunabilen, mesela “Sade Çilek” gibi meyveyle de değiştirilebilir.

Pinokyo

Bildiğimiz suntanın GDO’suyla oynanarak üretilen Pinokyo adlı şahsiyet tam bir ucubedir. Yalan söyledikçe burnu uzayan Pinokyo bir süre sonra uzun burnunu istediği her yere sokabilen zararlı bir varlığa dönüşür. Genç zihinlere adeta yalan söylemeyi özendiren ve “elin kolun uzun olacak abi, her yere uzanacan” şeklinde özetlenebilecek ana fikriyle tam bir eğitim katilidir. Kitabın “Sana Yalan Borcum mu Var?” gibi bir isimle yeniden piyasaya sürülmesi gerekir. Alternatif olarak “Vallaha Bak” veya “Yeminlen” gibi isimler de Pinokyo için daha uygun olabilir. Kitabın konusuna gelince; Pinokyo ulusalcı partilerin meydan mitinglerine katılan bir komplocudur. Hükümeti yıkma amaçlı mitinglere katılmakta ve buralarda slogan attıkça burnu uzamaktadır. Bunun burnunu alıp iyice sürten hükümet, Pinokyo’nun yalan söylemeyi bırakıp iyi bir yandaş olması konusunda yeni bir proje hazırlar. Bu sırada Pinokyo Silivri’ye yerleşir.

Kibritçi Kız

Kayıt dışı istihdamın en iyi örneklerinden biri olan Kibritçi Kız, aynı zamanda kız çocuklarının erken yaşta iş hayatına atılmasını da sembolize eder. Çocukken iyi bir baba dayağı yemediği için (!) böyle bir yola düşen bu kızın hayatı, miniklerimizin yüreğini burkmaktadır. Yasaklandıktan sonra bazı revizelerle yeniden basılabilir. Eser için “İmanlı Kız” veya “Hayırlı Evlat” gibi isimler daha uygun olacaktır. Yeni hikayede kızımız kibrit satmak yerine Türkçe Olimpiyatları’nda yarışmak üzere gelen yabancı gençleri gezdiren bir rehber olarak karşımıza çıkabilir. Böylece hem dini, imanı yerine gelmiş, hem de cebi biraz para görmüş hayırlı bir memleket evladı olacaktır. (Sonra 3 çocuk şart, ondan kaçamayacak.)

Aya Seyahat

Göktürk uydusunu fezaya fevkalade bir şekilde fırlatıp tam olarak gediğine oturtan hükümetimiz bu kitabı da müfredattan kaldırabilir. Nihayet bu kitap artık içerik olarak eskimiş, aya giden gitmiş, dönen dönmüş… Daha da giden olmamıştır. Zaten oraya da gidilmesi gerekirse evvela bizim hükümetimiz oraya da gidecektir. Bölgesel güç olma vizyonu yeteri kadar genişletildiği vakit, içine uydumuz Ay ile komşu gezegenlerimiz Mars ile Venüs gibi unsurları da almaktadır. Şanlı ecdadımız buralarda at üzerinde yüzyıllar boyunca hüküm sürmüş ve evrene barış getirmiştir. Aya Seyahat kitabı yeniden yazılarak “2071 Yılına Seyahat” şeklinde yerli ve milli bir bakış açısıyla yeniden ele alınabilir. Bu yeni konuya göre, bir grup (1 milyon kişi kadar) seçmen, seçim günü evinden oy vermeye çıkar ve esrarengiz bir biçimde kaybolur. Oyların kaybolmasına alışkın halkımız bu defa seçmenlerin kaybolmasına çok şaşırır. CHP kayıp seçmenlerin kendilerine oy veren kitleler olduğunu ve bir komplo yapıldığını iddia ederken, 1 milyon seçmen tuhaf bir biçimde geleceğe ışınlanmış ve 2071 yılındaki muazzam Türkiye’yi görme şansına sahip olmuştur. Tüm ülke merak içindeyken, kayıp 1 milyon seçmen tam balkon konuşması sırasında balkona geri ışınlanır ve olaylar daha da karmaşık bir hal alır.

Ne bileyim.

Çok okuyan değil, çok gezen bilir. Siz de kitaplar yasaklandı diye çocuklar için üzülmeyin…

Gidin biraz değişik yerler gezin. Kesinlikle okuldan daha çok şey öğreneceklerine emin olabilirsiniz.