Başbakan Erdoğan’ın Demokratikleşme Paketi’ni açıklamak üzere Başbakanlık binasında gerçekleştirdiği basın toplantısı uzun süredir bekleniyordu. Türkiye, aylardır tartışılan paketi ekran başında izledi.
Toplantının iletişim açısından doğru ve yanlışları nelerdi? Nasıl olabilirdi?
1. Toplantıya bazı yayın kuruluşlarının davet edilmemesi, demokratik açıdan sıkıntıydı. Temel hak ve özgürlüklere vurgu yapılacak bir basın toplantısında Başbakanlık bu uygulamaya belli bir çerçevede son verebilir, örneğin (varsa) sadece hakkında kesinleşmiş yargı hükmü bulunan yayınlara sansür uygulamayı tercih edebilirdi. Böyle olabilse, daha toplantı başlamadan basının haber alma hakkı üzerinde demokratik bir adım atılmış olurdu.
2. Hükümet ve medya ilişkilerinden söze başlamışken, toplantının en büyük eksikliği, toplantı bitiminde basından soru kabul edilmemesiydi. Başbakan, aylardır hazırlandıkları (konuşmasındaki vurguya göre yıllardır savundukları) bir konuda, soruları kolayca cevaplayabilir ve daha güçlü mesajlar verebilirdi.
Hak ve özgürlüklerden bahsederken, Başbakan’ın medya karşısında bir monolog yapıp toplantıdan ayrılması, içerikle de ters düştü.
3. Başbakan konuşmasının tamamını ekrandan okuyarak hiç risk almadı. Bu çok doğru bir tercihti. Ancak, bir basın toplantısında en ön sıralara basın mensupları yerine bakan ve milletvekillerinin oturması, bir politbüro havası estirdi.
Ankara’nın, her türlü vesayet görüntüsünü bitirmeye kafayı takmış danışmanlara ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
4. Türkiye’yi ekran başına kilitleyen basın toplantısında “paketin açıklanması” 16 dakika, konuya giriş konuşması ise 50 dakika sürdü. Başbakan, 50 dakikalık giriş konuşmasını, paket içeriğinin savunmasına ayırdı. Bu süre “savunmaya bu kadar muhtaç bir paket mi geliyor” sorusuna neden olsa da, Başbakan “bunları yıllardır anlatıyoruz” diyerek bu endişeyi giderdi.
Başbakan, açıklamalarının bir kısmını, paketin bazı maddelerini daha geniş izah etmeye saklayabilir ve biraz daha dengeli bir süre kullanımı yapabilirdi.
5. Paketin en çok merak edilen ve ülkemizde en çok tartışılan maddesi olan seçim barajı, pakette boşlukta bırakılan tek madde oldu. Başbakan bu konuda, mevcut durumun devamı dahil her öneriye açık olduklarını vurgularken, partisinin hangi seçeneği tercih ettiğine dair bir vurgu yapmaktan kaçındı.
6. Başbakan, özgürlüklere ilişkin bazı maddelerin, toplumun hangi kesimlerinde yaşanan mağduriyetlere çözüm olacağını örneklerle destekleyebilirdi. Örnekler, toplumun her kesiminde, “gerçekten herkes düşünülmüş” fikrini güçlendirirdi. Ancak sunum örneklendirme açısından son derece başarısızdı.
7. Paketle ilgisi yok gibi görünse de, Başbakan 50 dakikalık giriş sunumunda “27 Mayıs zihniyeti” üzerinde çok durdu. Kendisi ve Ak Parti, 11 yıllık iktidarları sırasında kolaylıkla yapabilecekleri (örneğin kamuda başörtüsü serbestliği gibi) bazı düzenlemeleri başaramamış olmalarını yapılan baskılara bağlıyor.
Başbakan, bahsetmiş olduğu 27 Mayıs zihniyetinin kendi dönemlerinde nasıl tezahür ettiğini kronolojik olarak anlatsaydı, müthiş bir yakın tarih belgesi ortaya çıkarabilirdi.
8. Başbakan’ın seçim dönemlerinde muhalefete ağır eleştiriler yaptığı biliniyor. Sunumun giriş bölümünde bunu yineledi. Fakat gerçek bir demokrasi istiyorsak, öncelikle Meclis içindeki ve dışındaki siyasi partiler karşılıklı konuşmalı.
Başbakan, ana muhalefet partisi başta olmak üzere, son seçimde yüzde 3 ve daha fazla oy almış siyasi partilerin başkanlarını yüz yüze görüşmeye davet edeceğini açıklasa; seçim barajı bugünden itibaren fiilen iner, bu çağrı toplumsal bir heyecan yaratır ve iyi bir yarı başkanlık provası olurdu. Bu fırsat da kaçtı.
BAŞBAKAN’IN KARNESİ:
Paketin siyasi içeriği Başbakan’ın uzun giriş konuşmasında ifade ettiği gibi “bilinen” maddelerden oluşuyordu ve tatmin ediciydi. Ancak Başbakan, ülkemizin demokrasi açısından gerçek ihtiyacı olan “toplumsal diyalog, uzlaşma, dinleme, anlama, farklılıklara saygı” gibi kriterlerde değişiklik olabileceğini gösteren hiçbir adımı tasarlamamıştı.
Not: Başbakan eğer bir uğur denemiyorsa, aynı kravatı arka arkaya günlerce kullanmamalı.