Lobi tartışmaları daha uzun süre devam edecek gibi görünüyor. Malum, bir seçim bitecek, bir diğerine geçeceğiz. Derken bir diğeri. Konuşulacak konu lazım.
Lobi, siyasette gündem yönetimi yapmak için eşi bulunmaz az sayıda başlıktan biri. Bunun nedeni, sözlük anlamına bakınca anlaşılıyor:
“Bazı ortak çıkarları olan grupların temsilcilerinden oluşan topluluk.”
Dikkat ederseniz, tanımda ortaklık vurgusu var ama özne yok. Öznesi eksik çünkü lobi veya lobicilik özneye değil yükleme, yani ortak çıkarların temsil edilmesi ilkesine dayanan faaliyetlere dayanır.
Dış mihraklar, düşmanlarımız, Türkiye’nin yükselmesini istemeyenler, yabancı istihbaratlar, kimi güçler, şer odakları, karanlık eller, düğmeye basanlar, kapalı kapılar ardında karar verenler gibi çok sayıda hedef gibi öznesizdir, lobi.
Öznesi yoksa, kime giydirsen uyar. Bu nedenle, siyasette gündem yönetimi yapmak için eşi bulunmaz bir başlıktır.
Daha ne lobiler var
Faiz lobisi, vaiz lobisi, robot lobisi, manşet lobisi ve birkaç tane daha lobi çok konuşuldu. Madem “ortak çıkarları olan grupların temsilcilerine” lobi deniliyor ve madem bunlar yaptıkları işlerle bir ülkenin kaderinde bu kadar etkili olabiliyor, yaklaşan seçimlere ve ülkemizin geleceğine yön verebilecek diğer lobileri de ben açıklıyorum.
Berber lobisi:
Bir düşünün, gün içinde ne kadar çok esnafla işimiz oluyor; market, kuru temizleme, sucu, terzi, tesisatçı vb. Bunların hiçbiri futboldan siyasete, ekonomiden dünya tarihine müthiş geniş bir yelpazede konuşmaz.
Misal, bir terziden en fazla “hava da amma soğudu” gibi bir laf duyarsınız. Hiçbir terzi veya pazarcı “yani şimdi sen bu tapeler gerçek mi diyorsun abicim” diye lafa girmez. Belli ki arkasından bir fikri veya görüşü dayayacak, iknaya çalışacak.
Üstelik bu lobinin adamları kesici ve delici aletlerle çalıştığı için bunların fikrine bir yerde mutlaka hak verme zorunluluğu hissedilir. Bu lobi, müşterinin istediği tip saç kesimini yapmama konusunda gösterdiği yüz yıllık direnişle de bilinir.
Taksici lobisi:
Bu lobi milyonları gezdirir. Özellikle taksiye binecek parası olan daha yüksek gelirli kesime karşı araçta takındıkları ikna olmuş gibi tavırlarla, seçim öncesinde kafa karıştırır. Adamını bulunca iktidar partisine destek verir gibi konuşur, baktı ki ikna edebileceği biri değilse iktidarın karşısında tavır alır. Hangisi taksicinin gerçek fikridir bilinmez ama taksiden her inen, etrafına taksicinin tapusunu almış kadar emin bir biçimde “ikna ettim valla” diye anlatır.
Bir taraftan “şimdi yani bir hırsızlık varsa herkes hesabını versin” der, bir taraftan da inerken müşteriye eksik para üstü verir. Bir yandan “hükümet çok büyük ekonomik başarı kazandı, zenginleştik” der, diğer yandan taksimetrede yazan rakamı yukarı yuvarlayarak para üstü verir. Zenginleştik derken, haklıdır.
Tam kırmızıda geçerken, “hukuku sıfırladılar valla abi” der. Yersen. Aslında sıkı bir çalışmayla, bir partiyi başa getirip, götürebilecek gücü vardır. Berber lobisi gibi adresi belli olmadığı için, müşterinin nabzına göre tavır alıp etkileyebilir.
Öğretmen lobisi:
Tarihti, matematikti, fizikti derken, her konuyu istediği kadar anlatır, istemediği yeri de anlatmaz. Böylece kitleleri, henüz ağaç yaşken istediği gibi eğip bükebilir.
Misal, başbakan “ecdadımız at sırtında yaşardı” deyince tarihi ona göre anlatır. Orta Asya’dan at sırtında geldiğimizi, bir daha hiç inmediğimizi, bu nedenle inşaat odaklı kalkınma modelinin son 30 yılda çok etkili olduğunu, buna kadar hep at sırtında olduğumuzu anlatıp genç beyinleri etkileyebilir.
Misal, başbakan CHP’nin icraatlarına ilişkin 60 yıl öncesine ait bir gazete manşeti mi gösterdi? Hemen dersi çevirip konuyu öyle anlatabilir. Matematik desen; bir gazete almak için kurulan havuz problemleri, evdeki parasının üç bölü beşiyle okul yaptırmalar, paralel yapılar derken kafalara gerekli mesajlar yerleşebilir.
Misal şöyle bir soru: Bir savcının görev yeri A şehrinden B şehrine saatte 180 km jet hızıyla değiştirilmiştir. Bir başka savcının görev yeri ise B şehrinden A şehrine saatte 120 km hızla değiştirilmiştir. Buna göre, iki savcının yolu nerede kesişir?
a) Paralel oldukları için asla kesişmez
b) Bu gidişle ancak Silivri’de kesişir
c) Biri daha yeni görev yerine gelmeden başka bir yere alınır
d) Yer değiştirmeler çakışır, aynı yerde üç savcı çalışır
Anne lobisi:
Lobilerin en fecisi. Sen ne yaparsan yap, onun başka bir gündemi vardır. Bir anne için evladı her zaman küçük bir çocuktur. Öyle bezdirir, öyle nedenler bulur ve öyle iç bayıcı mazeretler anlatır ki, nihayet onun dediği olsun da ne olursa olsun noktasına gelinir.
İkna gücü çok yüksektir. En mantıksız iddiasında bile “bak hakkımı helal etmem” şantajıyla, işlemediğiniz cinayeti bile itiraf etmenize neden olabilir. Tek başına bir anne, polemikte on dış mihrak gücündedir. Polemik silahları “biz gençken” diye başlar, “valla sen bilirsin ben karışmam” ile biter. Kendi evladını ikna etmek adına işbirliğine girmeyeceği biri yoktur.
Siyasi gelişmeleri de anlamıyormuş gibi yaptığı halde, kime neden oy atılması gerektiğini de iyi bilir. Bir anne ile siyasi tartışmaya girilirse, mutlaka vicdan muhasebesi yaptıracak etkili söylemlerini devreye sokarak karşısındakini etki altına alır. “Seni dokuz ay karnımda taşıdım” veya “seni büyütürken neler çektim” noktasından tutun da, “seni doğuracağıma taş doğuraydım” seviyesine kadar çok çeşitli ve etkili lobi söylemleri karşısında, kimse duramaz.
Not: Haydi, şimdi siz de kendi partinize bu yıl lazım olabilecek çeşitli lobiler türetin.