Üç tarafı denizlerle çevrili siyasi partiye CHP denir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Bitki örtüsü makidir. Dağları, denize dik olarak uzanır. Başlıca geçim kaynakları, turizm ve balıkçılıktır.

CHP, yan gelip yatma yeri değildir. Ülkemizde son olarak 1992 yılından bu yana var olduğuna ilişkin ciddi bulgular varsa da, geçmişe ait izleri 1923 yılına dek uzanır. Hakkındaki ilk bulguların cumhuriyet öncesi döneme denk geldiğine ilişkin önemli deliller de bulunmuştur.

Küresel ısınmanın da etkisiyle yurdumuzun orta ve iç Anadolu kesimlerinde sayılarının azaldığı görülmekte, doğu ve güneydoğu Anadolu’da ise nesli tükendiği sanılmaktadır. Bu sayıca azalma tehdidine karşın, türün bazı temsilcilerine çok kısa bir süre önce Brüksel’de rastlanması heyecan yaratmıştır.

CHP’nin doğada katı, sıvı ve gaz halleri bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri ve nitelikleri tartışmaya açıldığında CHP “katı” halini alır. Akşam sofralarında kadehlere dökülen bir duble rakı eşliğinde ülke sorunlarına çözüm üretme isteği ve gayreti, CHP’nin “sıvı” halidir. Seçim sonrasında sandıktan çıkan oylar ise CHP’nin “gaz” halidir. Oradadır ama gözle görülmez.

CHP’nin ilk dönemlerine ilişkin oldukça geniş ve zengin yazıtlar vardır. Millet Meclisi tutanakları, Atatürk’ün Nutku, 10. Yıl marşı ve Gençliğe Hitabe günümüze dek gelen en önemli kaynaklardır. Vatan sevgisi ülkemizin harcı, din ve düşünce özgürlüğü de demirleriyse, CHP de ülkemizin ilk müteahhitlik girişimidir. İnşa ettiği yapılar beton kırıcılar tarafından birkaç defa yıkılmış, son yıllarda ise bir kısmı uygun fiyat verenlere satılarak elden çıkarılmış, diğer bir kısmı da yeni kanunlarla farklı kimliklere büründürülmeye çalışılmaktadır.

CHP’nin öz kütlesi, altı ayrı maddenin bileşiminden oluşur. Öz kütlenin etrafında ise eksi yüklü “cehalet” ve “liberal ekonomi” parçacıkları yüksek bir hızda dönmektedir. Öz kütle ile eksi yüklü parçacıklar arasında bir çekim meydana geldiğinde, CHP öz kütlesi de hızlanır ve genişlemeye başlar.

Deney, doğal ortamlarda yapıldığında Türkiye muasır medeniyetler seviyesine yükselmekte, ancak aynı deney sandık ortamında tekrar edildiğinde CHP yeniden gaz haline dönmektedir.

Öz kütle ile eksi yüklü parçacıkları çok yüksek hızda çarpıştırmayı amaçlayan yeni bir deney çok kısa bir süre önce İstanbul’da gerçekleştirilmiş ve uzun bir aradan sonra ilk kez olumlu sonuç alınmıştır. Bunun üzerine aynı deneyin farklı koşullar altında da tekrarlanması amacıyla yeni bir program üzerinde çalışılmaktadır. Yeni program, CHP’nin sandığa “sıvı” olarak döküleceği, ancak sandıktan “katı” olarak çıkabileceği yeni bir yöntem bulmayı amaçlamaktadır.

CHP’nin dili Türkçe’dir. Bazı CHP’liler çok ileri seviyede Türkçe konuşmakta ve bunların ne anlattığı diğer kesimlerce anlaşılmamaktadır. Yine CHP’ye ait ve daha eski dönemlere dayanan belgelerde kullanılan eski Türkçe de maalesef bugün geniş kesimlerce anlaşılmamaktadır.

Doğada birkaç tür CHP’li bulunur. En ileri gelenlerine monşer denilir. Sanayi tipi, ev tipi ve okul tipi de bulunur. Halkın kendisine “muhalefet” yetkisi verdiğine ama verirken “yetkini kullanma” dediğine inanan bir grup yol arkadaşı tarafından yönetilir.

CHP’nin bugün bilinen 80 yıllık slogan ve deyişleri olmasına karşın, son dönemde duyulmuş herhangi bir sloganı yoktur.

Okuduğumuzu anladık mı?

Aşağıdaki soruları yukarıdaki metne bakarak yanıtlayınız:

  1. Deniz Baykal, partide yeni kuşakların önünü açacak mı?
  2. CHP’nin daha önceki genel başkanlarını bulunuz (Araştırma)
  3. Kemal Kılıçdaroğlu mu CHP’dir, CHP’mi Kemal Kılıçdaroğlu’dur?
  4. Kemal Kılıçdaroğlu DSP’den aday olsa aynı oyu alır mıydı?
  5. Üç tarafı ve merkezi denizlerle çevrili bir parti iktidar olabilir mi? (Tartışınız)

Ödev:

Deniz Baykal’a hitaben, çizgili dosya kağıdına, 1 sayfayı geçmeyecek şekilde, CHP’nin 1923-1940 vizyonunu anlatan bir mektup yazınız.