– Sevgili öğretmen arkadaşlarım, hepiniz toplantıya hoş geldiniz. Henüz okullarımız açılmamış olup, bugünkü toplantımızın konusu yalnızca okul üniforması hakkındadır.

– Sayın müdürüm benim elimde çok güzel emprime kumaşlar var. Tatilde köye gittik annemlerin yanına. Gelirken getirdim.

– Çok düşüncelisiniz Vecdi Bey fakat bildiğiniz gibi ben bu okula yeni atandım. Bu yüzden müdür odasını kendi zevkime göre baştan döşetmem lazım. Bir de öğrencilere üniforma yaptıramayız. Bugün üniformanın rengini belirlemeliyiz arkadaşlar.

– Efendim, bu kışın moda renkleri yeşil ve beyaz. Siyah her zaman olduğu gibi yine çok kullanışlı.

– Bunu baştan söylediğiniz iyi oldu Şükran hanım. Evet, şimdi bu moda renklerin haricinde fikri olan söylesin. Ben pantolon için gri rengi önericem yine. Hatta lacivert cekette de diretip öğrenci milletini şimdiden memuriyete alıştırmış oluruz. Hem lacivert renk, kirlendiği zaman çok parlıyor, hele yağ lekeleri..

– Efendim bence kravat rengi de önemli.

– Kravatlar her türlü yemek lekesini gösterecek renkte olmalı.

– Sayın müdürüm, benim birader tatilde Japonya’ya gitti. Oradan bana ilginç bir kravat hediye almış. Kravat yanlışlıkla çorbaya girince, kıtır oluyor, çorbayla birlikte yeniyor.

– Tabi yaa! Adamlar bu işi biliyor Sedat Bey. Ama bunu öğrencilere anlatmayın lütfen. Öğrenci kitlesinin gözünü açmamalıyız arkadaşlar. Şimdi, bu yılın üniforma renklerine karar verdik o halde: Pantolonlar kasvetli yağmur bulutu grisi. Ceket ve kravatlar sıvama ansiklopedi cildi laciverdi. Süveterler, karpuz yedikten sonra cırcır olmuş gibi bir renk. Gömlekler ise beyazken rutubetten küf yeşiline dönmüş hela duvarı rengi. Çorap ve ayakkabılar da, bilumum soğuk ve cansız renkler olsun.