The New York Times Gazetesi, ABD Başkanı Trump’ın Twitter hesabıyla ilgili bir araştırma yayımladı. Trump’ın 11 binden fazla paylaşımından çıkan bazı ilginç veriler şunlar:
- Birçok ülkenin istihbarat kurumları veya devlet destekli sosyal medya hesapları Trump’ın paylaşımlarının altından komplo teorisi ve sahte bilgiler yayıyor. Bunların başında da Rusya ve Çin geliyor. Başkanın bu hesapların birinden gelen “seni seviyoruz” mesajını yeniden paylaşmış olması (retweet) oldukça tuhaf. Başkan’ı bu konuda bilgilendirmiyor olabilirler mi, yoksa Trump bu konuda bir fat finger mı?
- Başkan Trump bugüne kadar en az 145 teyit edilmemiş hesaptan paylaşılan komplo teorisi ve aşırıcılık içeren paylaşımı tekrar paylaşmış. Bu hesapların 20’den fazlası Twitter tarafından daha sonra askıya alınan hesaplar. Elbette bunun nedeni Twitter’ın düzenli temizlik uygulamaları.
- Başkan Trump’ın Twitter hesabı dakikada binden fazla kez alıntılanıyor.
- Başkan Trump Twitter’da 183 kez, kendisini izlemeye gelen kalabalığı veya aldığı alkışın boyutunu yazmış. 570 kez göçmenlere saldırgan ifade kullanmış. 132 kez diktatörleri övmüş. 36 kez medyaya halkın düşmanı demiş ve 16 kez kendisinin herkesin en sevdiği başkan olduğunu yazmış. Twitter’da gerçekten herkes hayal ettiği kişi olabiliyor.
Gazete, yaptığı diplomatik çıkışlar nedeniyle, Trump’ın danışmanlarının Twitter’a bu paylaşımları 15 dakika gecikmeyle yayınlaması talebinde bulunduğunu da öne sürüyor.
Trump ulu orta gözlük takmayı sevmediği için kalabalık ortamlarda paylaşım yapmadığı da belirtiliyor. Sanırım bu hem ABD, hem de dünya için iyi bir haber.
Acaba paylaşımlarını kendisi mi yazıyor diye aklınıza takılmıştır. Trump’ın Twitter mesajlarını zaman zaman Beyaz Saray Sosyal Medya Direktörü Dan Scavino’ya yazdırdığı, Scavino’nun ise mesajı daha sonra onaylaması için tekrar Trump’a getirdiği iddia ediliyor. Bu doğruysa, demek ki başkan Twitter’da pek de aklına estiği gibi sallamıyor.
Başkanın Twitter’da en tehlikeli sayılabileceği saatler ise ‘başka birine saldırdığı paylaşımlarının yarısını paylaştığı’ belirtilen sabah 6 ile 10 saatleri arası.
Trump’ın doğal yeteneği gündem olmak
Trump, Amerika’yı yeniden büyük ülke yapacağını iddia ettiği seçim kampanyasıyla başkan seçildiği günden bu yana dünya gündemini sürekli olarak meşgul etmeyi başardı. Bizim PR ve iletişim araçlarından biri olan gündem yönetimi konusunda Trump’ın doğal bir yeteneği olduğunu belirtmeme sanırım gerek yok.
Çok uzun zamandır ülkesinde ve dünyada kapitalizmin en önemli sembollerinden biri ve kendisi gençliğinin ilk döneminden bu yana gündeme nasıl gelineceğini ve gündemde kalınacağını herkese ders verebilecek kadar iyi biliyor. Trump için gündeme gelmenin bir araç değil, bir amaç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Onun başkan seçilmesi ülkesi için yeteri kadar önemli ve sarsıcı bir sonuçtu. Obama başkan seçildiğinde, daha önce defalarca tartışmalara ve filmlere konu olan “ABD’nin ilk siyahi başkanı” olması bile, Trump’ın ürettiği gündemler kadar gündemde kalmamıştı.
Trump başkan seçilerek ülkesinde başlattığı tartışmalar kadar, sesini ve etkisini ülkenin dışına çıkarma konusunda başarılı işler ortaya koydu. İlk füzeyi kim kimin kafasına atacak diye tüm dünya korkuyla Kuzey Kore ile arasındaki gerilime bakarken, büyük aşklar büyük nefretlerden doğar sözüne atıf yaparcasına Kore lideriyle flörtleşen yazışmaları ortaya koyuverdi. Geleneğin aksine, Trumpvari yöntemlerle ilerledi. Rusya ile bağlantıları ve Rusya’nın ABD seçimlerine olası dahli tartışılırken bile Trump mizacından ödün vermedi.

Resim – Bana göre Donald Trump’ın attığı en iyi Twitter mesajı!
Trump Beyaz Saray’a pek iş bırakmıyor
Trump’ın Twitter’da yarattığı etkiye bakınca, bir taşla birkaç kuş vurduğunu söylemek mümkün. Trump herkese buradan direkt hitap ediyor. Bu aracı sanki özel bir şirketin kâr amaçlı ürünü gibi değil de, uluslararası siyasetin bir gereğiymiş gibi büyük bir ciddiyetle ve yoğunlukla kullanıyor. Orada yazdıkları geleneksel medyada da yer buluyor. Tartışılıyor, konuşuluyor ve en önemlisi bazı noktalarda onun bu çıkışları siyasi dengeleri nasıl etkiler diye uzun uzadıya tartışılıyor. Tüm bunlardan Trump kârlı çıkıyor. Neden?
- Trump Twitter’da kendi hesabından yazıyor. Böylece ne söylemek istiyorsa kendi gibi söyleme şansını buluyor. Bir diplomat, akademisyen veya filozof olmadığı için bunu yadırgamak mümkün değil. Trump devlet başkanlığı elbisesi giymeyi de umursamıyor. Kendi tarzını oraya yerleştiriyor.
- Trump Twitter’a ne yazarsa yazsın bu kendisini bağlıyor. Beyaz Saray’ın konuyla ilgili çokça manevra şansı bulunuyor. Başkanlığı döneminde yaşananlar sırasında hep Twitter üzerinde aldığı aksiyonlar Beyaz Saray’ın başını ağrıtacak gibi görünmüş olsa da, belki de ilk kez Beyaz Saray başkanın ne dediğine açıklık getirme konusunda bu kadar sorumsuz bir dönemden geçiyor. Düzeltilecek bir şey varsa Trump bunu da kendi hesabından açıklıyor.
- Trump iş adamıyken de kendini aşırı beğenmiş, bürokrasiden hazzetmeyen ve Amerikan hukukuna bakmadan yolu kestirmeden gitmeye alışmış klasik bir fırsatçı ve girişimciydi. Böyle bir profilin, Beyaz Saray’a ne kadar zarar veriyor olabilirim diye bakmasını beklemek hayalcilik olurdu. Trump, Beyaz Saray’ı orijinal adında yazdığı gibi (White House) beyaz bir ev, bir inşaat olarak görüyor.
- Trump için başkanlığı süresince iyi bir başkan olarak anılmanın çok önemli olacağını hiç sanmıyorum. Tahmin ediyorum ki en önemseyeceği şey bu süreci kendisi gibi geçirmek olacaktır. Başkanlığı bitince Oval Ofis’in bir duvarına “Trump was here” yazarsa şaşırmam.
Türkiye’den nasıl görünüyor?
Ben sonda söyleyeceğimi hemen söyleyeyim:
Donald Trump ne yapıyorsa çok iyi bilerek ve hesap ederek yapıyor. Trump’ın hayatına dönüp bakınca her zaman sistemleri kendinden aşağıda gördüğünü söylemek mümkün.
Trump’ın bilindik üslubunu bilmiyormuş gibi Trump analizi yapanlar ve bir ABD başkanına neyin yakışıp neyin yakışmayacağı konusunda ABD’nin çıkarlarını düşünür gibi yorumlarla konuya açıklık (!) getirenler bir yana, Trump hem kişisel markasının hakkını başkanlık koltuğunda fazlasıyla veriyor, hem de Twitter’ın küresel haber platformu olma gücünden en iyi şekilde yararlanıyor. Twitter’ın bu konumunu güçlendirmesinde şirketin kurucusu ve bir dönem ayrıldıktan sonra yeniden CEO olarak şirkete dönen Jack Dorsey’in stratejilerinin de katkısı çok büyük kuşkusuz.
Trump’ın son dönemde ülkemize yönelik, içine bolca küstahlık eklediği (ki kendisi için yeni bir şey değil) Twitter mesajlarına ülkemizin sert cevaplar vermesini bekleyen, bunun için Ankara’yı uyaran çokça uzman vardı. Siz sert bir cevap verseniz de Trump buna devam edecektir. İşin bizim açımızdan önemli kısmı, bizim ABD ile ilişkilerde direkt muhatabımız olan Trump’a yeni fırsatlar vermemek ve daha da önemlisi Trump’ın yer yer bunun dozunu iyice artırabileceğini hesaba katmaktır.
ABD halkı ile ilişkilerimiz güçlenmeli
Türkiye ile ABD ilişkilerinde kalıcı iyileşme istiyorsak bunun yolu ilişkileri başkan seviyesinden öteye taşıma becerimizden geçiyor. ABD halkı ile dayanışmada Türk sivil toplumu nerededir, Türk tezlerinin doğru anlatılması konusunda ABD medyasında gücümüz hangi seviyededir, ABD senatosuyla ilişkilerde en azından Ermeniler, Rumlar, Kürtler kadar etkimiz var mıdır, sürekli bir çabamız var mıdır, bunlara bakılmalıdır.
Erdoğan’ın ABD gazetelerinde kendi imzasıyla yayımlanan makaleleri ile olmaz. Erdoğan bir tane makale yazana kadar ABD basınında Türkiye’yi hedef alan, içinde doğru-yanlış onlarca yorumun olduğu onlarca haber ve inceleme yer alıyor. Bu iş cumhurbaşkanının işi de değildir.
Türkiye egemen bir millet ve devlet olarak kimsenin himayesine veya desteğine muhtaç değildir. Trump tezlerimizi desteklemeyebilir. Yarın Trump gider, Mrump seçilir. Biz Türk toplumu olarak, ABD’lilerin yoksullukları, zorlukları, krizleri ve afetlerinde ve özellikle de ABD toplumunu her zaman bölen ayrımcılıklara karşı onların yanında olabiliriz.
Trump yaptıklarıyla ülkesinin ve Beyaz Saray’ın saygınlığına zarar veriyor şüphesiz ama bu Trump dönemine has bir eleştiri de değil. Monica skandalı patladığında Clinton makama daha mı az zarar vermişti? Ya da Nixon? Bush için eleştiriler farklı mıydı?
Seneye seçim var. Trump’ın puanını Amerikan halkı zaten verecek. Tahmin yazmak adına ben şimdiden yazayım; azil sürecinden de sonuç alınamazsa Trump seçimi yeniden kazanır. Neden derseniz, seçmenin çoğunluğu onun kim olduğunu bilerek oy verip başkan seçti ve o seçmene verdiği sözleri tutuyor.
Bize gelirsek, Trump’ın Twitter şovunu fazla ciddiye almamızın ve tüm cevapları orada aramamızın bir faydası yok. Canbaza baktırmak çok eski bir numaradır. Eğlence bitince canbaz ipten iner, gerçeklerle yüzyüze kalırsınız.
(New York Times haberine ilişkin verileri NTV’den alıntıladım)