Twitter, kimine göre ‘baş belası’, kimine göre ‘sivilceli ergenlerin takılma yeri’.. Bana göre ise her rengin, her sesin ve her lezzetin birbirine karıştığı bir ‘semt çarşısı’..

22 yıllık kariyerimin tamamını medya ve iletişim sektöründe geçirdim. Diyebilirim ki, son 30 yıla damgasını vuran; bilgisayardan cep telefonuna, internetten sosyal medyaya, onca değişim ve yenilik içinde en önemli tasarım Twitter. Ben iletişim dünyasını, Twitter Öncesi ve Twitter Sonrası olarak ikiye ayırabilirim.

Neden mi?

– Twitter, kendinden önce mahalleyi mesken tutan sosyal medya fenomenlerine karşı büyüklük taslamadı. Facebook’tan çok daha az özellik ve meziyetle hizmete girdi.

– Facebook gibi duygulara abanmış bir mecranın ötesine geçmeye çalışmak yerine, tam bir pazarlama harikası olarak pazarda bir kenara itilip dışlanmış ama tam da hayatın merkezinde yer alan motivasyona odaklandı: İnsan dırdırı.

– Facebook’un “beğen, yorum yap, paylaş” olarak verdiği seçenekleri korudu. Buna karşın, paylaşımın miktarını kısıtladı. 140 karakterde derdinizi anlatmanızı istedi. Ama kaç mesaj yazacağınıza karışmadı. Facebook ile giderek ‘kendini yayınlama’ (self-publishing) tarzına dönen içerik Twitter’da kısalarak ‘okunmayı’ öne çıkardı.

– İnsanlar Twitter üzerinde dırdır ettikçe, eşi bulunmaz bir geri besleme kaynağı doğdu. Aslında Twitter çıkana kadar sağına soluna, eşine dostuna, ona buna, her yerde dırdır eden insanları duyamıyorduk. Onlar bizimle ilgili, ürünler ve markalarla ilgili yine aynı şeyleri, aynı ses tonuyla ve hatta aynı kelimelerle anlatıyordu ama bize yansımıyordu. Twitter sayesinde en pahalı bilgi olan ‘tepki’ üstelik birinci ağızdan önümüze akmaya başladı.

– Twitter yokken de insanlar yakın çevrelerinden duyduklarını sorgulamadan kabul etme eğilimindeydi. Buna ilişkin onlarca araştırma sonucuna bizzat şahidim. Twitter çıktıktan sonra her duyduklarına hemen RT veya Fav yapmaları aynı alışkanlığın devamı.

– Facebook için çok daha örgütlü ve teknik bir içerik üretimi yapmak gerekiyordu. Oysa Twitter üzerinde üç kelimeyle, üç harfle bile espriler yapılmaya başlandı. Mizah dergilerinin satışı azalırken, toplumun mizah üretimi, mizaha katılımı arttı.

– Hız çağında artık gerekli görülmeyen ve gündelik hayatta da ihtiyaç kalmayan ‘giriş ve gelişme’ Twitter ile tamamen kalktı. İnsanlar direkt olarak ‘sonuç’ yazmaya başladı.

– Gündelik hayatın içinde çok sesliliği ve farklılığı.. Sıradanlığı.. Eşitliği.. Kabul edemeyenler, tüm bunlara açık olan Twitter devrimini de sevmedi. Twitter’da herkes kendince makbul ve muteber olan duruşu benimsedi. Ama Twitter bize, tam da biz olan duruşu, kendimiz gibi olmayı teşvik etti. Kimi olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi oldu. Kimi ise hala bu mecrayı kişisel reklamı için kullanma gayretiyle kasıyor.

Twitter benim için; dayımın ABD’de eğitim gören kızı gibi. Benim Türkiye’deki küçük dünyamda büyüttüğüm olayları, ABD’deki görmüşlüğüyle öyle basit yorumluyor ki, onun sayesinde dünyanın ne kadar büyük, gözümde büyüttüğüm dünyamın ise ne kadar küçük olduğunu idrak ediyorum.

Twitter benim için; liseden sonra gidilen üniversite gibi. Facebook’ta tanımadığım insanlar ile arkadaş olmaya soğuk bakarken, Twitter’da hiç tanımadığım ve belki de hiç tanıma şansı bulamayacağım insanların dünyasını yakından izliyorum. Twitter becerebilen için, olduğun gibi olma alanı. Seni takip etmeye devam edenlerin de seni olduğun gibi kabul ettiğini anladığın gizli bir sosyal uzlaşmanın tatminini yaşatıyor.

Ülkemizde şirketlerin sosyal medya devrimini doğru anladığını sanmıyorum. Tüm örnekler bize, şirketlerin “arz-ı endam etmekte fayda var, eksik kalmayalım” hissiyle bu mecralara girdiğini gösteriyor. Bunun en büyük göstergesi de, burada ısrarla kullandıkları reklam dili. Bir de, sosyal medya önemlidir diye Twitter hesabı açıp yine tek yönlü iletişim yapan liderler var ki, onlar ne sosyal medya devrimini, ne de yeni nesli anlayabilmiş.

Twitter bence son 20 yılın en önemli iletişim tasarımı. Bugün halka arz oldu. Hisse fiyatı 26 dolar olarak belirlenmişti ancak borsa açılışında (NYSE) 45.10 dolardan işlem gördü. Şirketin toplam değeri 25 milyar dolar oldu.

Bu yılı zararla kapatacaklar. Ticari olarak ömrü ne kadar olur, hisse fiyatları ve piyasa değeri ne kadar yukarılarda kalır bilemem. Ama şu yalan dünyada, insanları oldukları gibi görme (tabi oldukları gibi görünebilenleri) ve izleme şansını bize verdiği için ben Twitter ortamını diğer tüm mecralardan daha çok seviyorum. Ve izninizle; iletişim dünyasını, Twitter Öncesi ve Twitter Sonrası diye ikiye ayırıyorum.