Uçuk kaçıktırlar. Uçarken mi kaçarken mi akla geldiği bilinmez. Akla geldiği gibi değildir ama akla yatasıdır. Akla yatası şaşı kalkar. Şaşı kalkan yol alır. Bu laflar boy boy, ekle samanı buradan köye yol olur.

Çokturlar, laftırlar. Bölünerek çoğalır, eşeysiz üremezler. Laf lafı açar, konuştukça açılır. Ayakkabı gibi giydikçe açılır. Fazla açılma boğulursun. Boğaç, Çaldıran, nefis poğaça, paça.

Zordur laf etmek. Eskiler der ki, kelâm etmek. Ağır iştir yani. Boş laf etmeye gelmez. Laf derler, lakırdı derler, lâf-ı güzaf derler, modernizmde geyik derler. Bol keseden laf heba olur, satılan mal ve ağızdan çıkan laf geri alınmaz. Söz verirsin söz olur, sözünün altında kalan nâmert olur. Söz olur, sözüm söz olur, sözünü tutan yiğit olur.

Çok laf hiç laftır. Bırakırsan sabaha kadar konuşur. Tam bırakırsan sabaha kadar neler neler yapmaz. Daha da bırakırsan bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar olur. Bilmem ki belki böylesi daha iyi olur. Daha iyi olsa da pek orijinal olmaz. Daha önce Fransız denedi olmadı. Halkın saraya girmişi filin züccaciyeciye girmişinden farksız. Halkı hemen saraydan alıp meclise koydular. Saray yine saraylının kaldı.

Kralın sarayda, halkın mecliste oturanına demokrasi dediler. Monarşi kızarıklık yapınca demokrasi cilde iyi geldi. Daha da iyisi yok dediler. Kral saraydan çıkmadıktan sonra demokrasi her cilde deva. Adalet king-size, hoşgörü x-large.

Bir ben vardır benden içerü, içerüdeki midir, ben midir gerçek ben. Ben bilmem beyim bilir. Bir bilsem kendimi, bilirkişi derler adıma. Bana kendimi söyle arkadaşım sana söyleyeyim, sen anla gelinim. O halde sen kimsin ki bu durumda ben kim oluyorum. Hatta sen benim kim olduğumu biliyor musun. Bir bilen çıksa kendimi tanıyacağım ama kime sorsam bilen yok. Orada kime sorsam göstermiyor.

Anlattıklarım anlattıklarımın anladığı kadarsa, ben mi onların anladığı kadar anlatabilmiş oluyorum yoksa onlar mı kendi anlayabildikleri kadarını dinlemiş oluyor. Kime diyorum. Anlattıklarım, anlaşılabilecek kadarından daha fazla ise lafın kalanını kime anlatmış oluyorum. Üstü kalsın, bekleme yapma. İyilik yap denize at, lafın üstünü havaya at. Anlamayacaksa anlatma. Çok laf, hiç laf. Madem öyle hiç anlatma.

Çok anlatmakla hiç anlaşılamadıktan sonra, hiç anlatmayarak çok anlaşılmak istenmek mümkün. O merak var ya o merak. İnsandaki o merak, zihni baştan, lafı genizden çıkarır. Neye yarar güzelliğin bendeki bu aşk olmasa. Neye yarar konuştuğun, ben seni dinlemesem. Ben dinlemezsem, sen dinlemezsen nasıl çıkar bu kadar adam televizyonda tartışmaya.

Tartışma dediğin adı üzerinde, sen bir kefesinde, ben bir kefesinde, tartışıyoruz kim kaç kilo ağır basacak diye. Karşılıklı tartılma işi bir nev’i bu tartışma. Kendiyle çelişerek konuşunca karnını içeri çekip tartışanlar var. Ben kanaat önderinin, fikri hür, vicdanı hür olanını severim. Bir de köfte patates favorim. Ben sizi dinledim ama. Benim konuşma hakkım, daha önce senin konuşmuş olmandan doğuyorsa, vay benim haklarıma. İşte toplumsal davranış da böyle modelleşiyor, sen yaptın ki, bana da yapma hakkı doğdu. Vay benim haklarıma.

Sen yapmasan, ben nasıl yapacağım. Ayol hiç yapacağım yoktu, iyi ki yaptın da bize de yol açıldı. Yoksa yapasım aklımın meme ucuna gelmez. Meme vermeyene ağlamazlar. Erkekler ağlamaz. Demek ki erkeklere meme vermezler. Meme verilmez, alınır.

Bunlara iki koyun versen güdemezler. Bir koyun versen kaybederler. Koyunları vermemek en iyisi. Koyunlar bizde kalsın. Bayram değil seyran değil koyunları niye veriyoruz ki zaten.

Bilmem anlatabildim mi. Anlatabildiklerim sizin anlayabildiğiniz kadar olduğuna göre, herkes mutlaka bir şey anlamıştır. Demek ki iyi anlatmışım ha. Bu durumda anlayanlar da anlamayanlara anlatırsa, anlamayanların anlayabileceği de yine kendilerinin anlayabileceği kadar olduğundan, anlayanların anlamayanlara neyi ne kadar anlatması gerektiği de bir türlü anlaşılamayabilir. Yine de anlatılabilir, maksat konuşuk olsun.

Ölene dek anlatsam da, gelebileceğim en iyi yer evde temizlik yapılırken açık duran televizyon kadar olabilmektir. Ses oluyor işte, açık kalsın diye konuşmama kimse laf etmez. Ne zaman ki gözlerinin içine bakar ve duymaktan korktukları şeyleri söylersin, hemen sessize alırlar.

Duymak istediklerini söylersen reyting yaparsın. Reyting için soyunmam diyorsan, sus be kardeşim kafa ütüledin. Herşeyin doğrusunu elhamdülillah siz bilirsiniz.