Modern dünyanın en büyük yalanlarından biri “Bu maili 10 kişiye gönder, göndermezsen burnun düşer” şeklinde gelen maillere, hangi üniversiteden mezun olursa olsun insanların inanıp “burnu düşmesin” diye hemen 10 kişiye göndermesidir.

Bayılırım böyle salaklıklara… Daha dünyanın hiçbir yerinde “Tebrik ederiz, filanca konulu mail tam olarak 1 milyon defa “forward edildiği” (iletildiği) için artık gözü dönmüş tüccarlar olarak bizler kutuplardaki fokları katletmeyeceğiz” diyerek pişmanlık belirtilmiş filan da değil!

Düşünsenize; ben, sen, o, biz, siz, bizim oğlan birbirimize e-mail gönderdik diye mesela ABD bir anda “benim ne işim var Irak’ta” diyerek askerlerini geri çekiyor. Sonra bir de e-mail gönderiyor: “Maillerinizi aldık. Özür dileriz. Yanlıştan dönmemizi sağladığınız için hepinize 500’er dolar!”…

Nedense bu iş bizde çok tuttu. Evde kalmış (!) bir arkadaşınıza “Bu maili hemen 7 kişiye gönder, ertesi güne kadar hayatının adamıyla tanışacaksın. Ben yaptım oldu valla!” diye e-mail gönderin bakın anında 7 değil, 77 arkadaşına nasıl gönderiyor! Aralarında en güzeli, filanca hastalığından uzun uzun bahsettikten sonra “Bu mail 1 milyon kişiye ulaşınca Microsoft bir kişinin tedavisini üstlenecekmiş” şeklinde olanı. Microsoft’un dünya çapında “sorumlu şirket” kimliğiyle üstlendiği ne işler var ama bunun için insanların kaç mail göndermiş olduğuna bakmadıkları kesin.

Bunu neden yazdım:

Bir tanıdığımdan e-mail aldım. İçeriğinde ne kadar pahalı benzin tükettiğimiz yazıyor ve dünya petrol devlerinin markalarından benzin almaya devam edersek bu fiyatların düşmeyeceğinden bahsediyordu. O halde fiyatların düşmesi için benzini onlardan almamalıydık!

Bu maili gönderen arkadaşlar benzin fiyatlarının artık Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından belirlendiğini de not etseymiş iyi olurmuş. Milyon tane mail atmak yerine EPDK’ya tek bir e-mail yazıp “neden benzin fiyatlarını 1 TL’ye indirmiyorsunuz?” diye sorsalar daha net olmayacak mı?

Söz konusu e-mailin sonunda konu esas meseleye geliyor. Diyor ki:

“Bu gönderdiklerimden hepsi 10’ar kişiye daha gönderse 300 kişiye ulaşmış oluruz. Bu 300 kişi ise 3.000 kişiye gönderecek… Bir sonraki derken gönderim 3 milyon kişiye ulaşır, vs.”

Bravo! Ben böyle mükemmel tasarlanmış bir formül daha görmedim hayatımda. Kimse birbirini yeniden içermeyecek şekilde mail grupları yaparak nihayet 3 milyon kişiye ulaşılıyor. Böyle bir işlemin olasılık hesaplarını ünlü okul MIT’de bitirme ödevi diye verseniz okul bitmez!

Bizim milletin böyle naif bir dünyası var işte. Ben bu tür mailleri gördükçe, 5 emekli komutanın yazlıktaki çay bahçesinde akşam yemeklerini saat 19’da evlerinde yedikten sonra bir araya gelip “darbe yapalım” demiş olması ihtimaline de inanmaya başlıyorum. Daha önce de “Recep Tayyip Erdoğan’ın gaflarını ve hataları” bir e-mail zinciri yapılmış ve dolaşıma çıkarılmıştı. İşte o e-mail dolaştıkça Recep Tayyip Erdoğan’ın taraftarları daha çok arttı.

Diyeceksiniz ki o mail 999 bin 999. kişide takılıp kalmış da olabilir. Kim bilir, belki de 1 milyon kişiye tamamlansa Erdoğan tam o anda istifa edecekti?

Türkler masada uçar, yolda şişer

Bizim insanımız 3-5 kişi bir araya geldi mi neler yapmaya kalkmaz ki? Önce kendi tuttuğu takımı kurtarır, kurtarmakla da kalmaz Avrupa şampiyonu olmasının yolunu da çizer. Sonra yaşadığı şehrin sorunlarına ilişkin olarak çözüm önerilerini bir bir sıralar. Sıralamakla da kalmaz, baştaki yönetimle bu işlerin çözülmesinin mümkün olmadığını, oysa kendisine bir izin verseler her şeyi on günde tek tek halledeceğini de özellikle vurgular.

Sonra sıra çalıştığı iş yerine gelir. Aslında o en kolayıdır… Onu birkaç cümlede özetler. Şirketi yöneten gerizekâlılar olmasaydı orayı ne kadar mükemmel ve dünya çapında bir işyeri haline getireceğini ayrıntılı olarak açıklar. Zaten diğer arkadaşları onu böyle bir projeyi kendi çalıştığı yerde (bulunan gerizekâlılara rağmen) yapmak yerine, hemen kendi şirketini kurması gerektiği yönünde doldurarak “sendeki zekâ ve cesaret kimsede yok” havasına sokarlar. O da inanır…

Yine de, bunlar şirket yönetimine, yaşadıkları şehrin veya bilemediniz ülke yönetimine gelince, işleri sadece kendilerinin ve yandaşlarının cebini doldurmak ve kazançlarını artırmak olur. O çok konuşulan projelere de bir türlü sıra gelmez!

Aslında kendini en çok gaza getirenler ve her konuda proje üretip bunları kapı kapı anlatmaya üşenenler öyle sanıyorum ki CHP’liler… CHP’nin sokağa inmeden, mahallede organize olmadan, insan içinde gezmeden, dinlemeden, öğrenmeden, el yordamıyla siyaset yapması işte böyle bir AK Parti harikası yarattı. AK Parti sokakta o kadar yalnız ki, ne dese o!

Bu nedenle ben de diyorum ki; bu yazıyı okuduktan sonra en az 10 arkadaşınıza gönderin. Onlar da kendi arkadaşlarına gönderse… Dayı, hala, enişte, kayınvalide derken 10 milyonu buluruz.

Ben iddia ediyorum; bu yazı 10 milyon kişiye ulaşsın, CHP tek başına iktidar!