İsviçre, ülkesinde “minare yapımını” yasaklayıp yasaklamama konusunda halk oylaması yaptı, halk da oyladı: Yapılmaya!
Vay ne kıyamet kopardık! Sen misin yasaklayan, vay kâfir vay! AB Başmüzakerecimiz Egemen Bağış’ın çıkışı şöyle oldu: Vatandaşlarımız İsviçre bankalarındaki paralarını ülkemize getirsinler!
Ben ise şunu çok merak ediyorum: İsviçre geçen salı düşünüp pazar mı oylattı bu meseleyi kendi vatandaşına? Bunun bir “öncesi” yok mu? Eskilerin deyişiyle bir “evveliyatı” yok mu?
Mutlaka var. O halde bizim oradaki büyükelçimiz ne iş yapar? Bizim dışişleri konuyu gündeme neden taşımaz? Daha da kısa yoldan sorayım: Bizim için İsviçre’de kaç minare olacağı bu kadar önemliydi madem, neden ülke olarak konuyu referandum öncesinde adam gibi ele alıp İsviçreli dostlarımıza mesajımızı iletmedik? Gazetelerde çıkan bir-iki kupürle bu iş halledilebilir mi?
İş bitiyor ve her zamanki alaturkalıkla kıyameti koparıyoruz. Büyükelçi ve dışişleri ne yapar diye sordum ya az önce; size bir örnek ileteyim:
İsviçre Türk Diyanet Vakfı diye bir vakıf var. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, İsviçre’de yaşayan Müslümanların dini görevlerini yerine getirebilmeleri için mevcut imkânları korumak ve geliştirmek; Türk toplumunun kültür seviyesini yükseltmek, dini, sosyal ve kültürel gelişmesi için imkânlar sağlamak ve İslam dinini tanımak isteyenlere bilgi vermek amacıyla 1987 yılında kurulmuş. (www.diyanet.ch)
Bern Büyükelçimiz Mustafa Oğuz Demiralp görevine yeni (9 Ekim 2009’da) başlamış. Bu konuda ondan birşeyler beklemek belki haksızlık olabilir. Önceki büyükelçimiz Alev Kılıç ise İsviçre Türk Diyanet Vakfı’nın internet sitesinde bulabileceğiniz ve İsviçre’deki Diyanet Müşaviri tarafından yapılan bir röportajında diyanetle ilgili yapılan çalışmalardan bahsetmiş.
Kılıç röportajda, “İsviçre’de 115 bini aşan bir Türk toplumu vardır. Bunların 3’te 1’den fazlası İsviçre vatandaşlığını da taşımaktadır” diyor ve ekliyor: “İsviçre’de yaşayan vatandaşlarımızdan 3 bin 800’ünün geçimini bağımsız çalışarak elde ettiği, söz konusu vatandaşlarımızın 18 bin kişilik istihdam sağladığı ve sağladıkları cironun yıllık 2,4 milyar Euro olduğu belirtilmektedir”.
İsviçre AB ülkesi değil ancak özgürlüklere yaklaşımıyla tanınan özel bir ülke. Dünyanın büyük sermaye sahiplerinin kişisel hesaplarını gizlilik ve güven vaat eden İsviçre bankalarında tuttuğu da bilinen bir gerçek… İsviçre sadece bu mu? Nedir bu İsviçre’nin özelliği:
“İsviçre’de, Meclis tarafından onaylanmış bir yasanın geçerliliğini sorgulamak isteyen bir grup yurttaş, yasanın çıkmasından sonraki 100 gün içinde yasaya karşı 50 bin imza toplayabilirse federal bir referandum isteğinde bulunabilir. Bu durumda yasanın kabulü ya da reddi için ulusal düzeyde ve basit çoğunluk ile karar verilen bir oylama yapılır. Federal bir yasaya karşı sekiz kanton (eyalet) birleşerek de referandum isteğinde bulunabilir.
Yurttaşlar bir anayasal değişikliği 18 aylık bir sürede destekleyen 100 bin imzaya ulaşabilirlerse federal anayasal girişimle ulusal oylamaya gidilebilir. Meclis halkın anayasal değişiklik isteğini tamamlamak amacıyla karşı öneri getirebilir ve seçmenler her iki önerinin kabulü durumunda seçeneklerini oy pusulalarında işaretler. Anayasal değişikliklerin kabul edilmesi için hem ulusal düzeydeki oylamanın sonucunun çoğunluğu hem de eyaletlerin sonuçlarının çoğunluğu olmak üzere çifte çoğunluk aranır”. (Kaynak: Vikipedi)
Halkın tam katılımıyla yasa yapmak, yasaya karşı çıkmak ve yine halkın talebiyle referanduma gitmek İsviçre’ye özgü geniş katılımlı ve geniş bir demokrasi anlayışı. Bizde bundan bahseden pek yok. Hıristiyan dünyanın “terörist” gibi tanıtılan İslam’dan korkmasına karşı da bilimsel bir çalışmamız yok yabancı ülkeler ve halkları nezdinde… Maalesef uyumak, işte böyle bize has… Ne zaman ki referandum bitiyor, vay anam diye uyanıyoruz!
Danimarka’da karikatür çizilince “din elden gidiyor” diyenler, minare referanduma sunulurken uyuyup oylar atıldıktan sonra “bari paranızı getirin” diyorsa ben bundan şüphe ederim.
Biz gerek dışişlerimiz ve büyükelçimiz, gerekse sivil toplum olarak bu olaya hazırlanmıştık, İsviçre halkına mesajımızı vermiştik, onlarla dost ülkeler olduğumuzu ve tarihsel bağlarımızı anlatmıştık da, şimdi tek derdimiz o paranın nerede duracağı mı kaldı diye sormazlar mı?
Vallahi sormuyorlar…
İsviçre hükümeti ise bugün “istemediğimiz bir durum oldu, düzeltmeye çalışacağız” diyerek özür diledi.
Daha ne diyeyim.