Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin kurultay kürsüsünde konuşurken “bu sefer galiba olacak” demiştim kendi kendime. Galiba dedim… Çünkü huydur, bizde iyi giden bir şey mutlaka bozulur. Zaten fazla sürmedi. Kürsüdeki konuşmasını bitirdi, delegeleri selamlarken pazar torbası gibi bir şey yetiştirdiler hemen… İçinden bir kasket çıktı. Ecevit’in kasketi… Onu kafasına taktı…

Tamam dedim. Bu da burada bitti…

Demek istediğim; bazen basit gibi gözüken işaretler bütün hakkında sağlam ve gerçekçi bilgiler verebiliyor. Tam Baykal gitmiş, Kılıçdaroğlu rüzgarıyla birlikte küskünler, dargınlar kurultaya dönmüş ve CHP altında birleşelim sloganı sahiplenilmişken sen kalk Ecevit kasketi tak.

Halkımız Bülent Ecevit’i “Karaoğlan” diye, “Kıbrıs Fatihi” diye sevmiş olabilir. Nihayet 3 Kasım 2002 seçimlerinde Ecevit üstelik tam da koalisyon hükümetinin lideriyken onun partisi DSP’yi, hükümet ortakları ANAP ve MHP’yi, bunlara ek olarak DYP’yi ve Saadet Partisi’ni Meclis dışında bırakan da yine bu halktı. Sevilen ve “dürüstlüğü” hakkında şüphe duyulmayan elli yıllık siyasetçi Ecevit’i ve onunla birlikte 3 başbakanı daha (Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’i) tek bir seçimde Meclis’in dışına gönderen halkımızın duymayı beklediği kilit mesajın dürüstlük filan olmadığı gayet açık.

Kılıçdaroğlu, açık söylemek gerekirse rakibini mindere çekmek isterken rakip onu minder dışına çekti. Minderin dışındaki güreşin CHP’ye teknik ve taktik açıdan hiçbir getirisi olamaz. Günün sonunda iktidarda olan Ak Parti olduğuna göre güreşçiler yeniden mindere döndüğünde yerde başlamak zorunda olan yine CHP olacak. CHP bir türlü, Ak Parti’yi iktidara taşıyan ve dahası yıllardır bu kadar eleştiri almasına rağmen 2007’de yüzde 47 oy almasını sağlayan etkenlerin ne olduğunu okuyamıyor!

Sayın Kılıçdaroğlu, halkımız havuzlu villada oturandan hesap sorulmasını istemiyor. Kendisi havuzlu villada oturmak istiyor!!! Siz havuzlu villada oturandan hesap soracağım dedikçe halk sizden korkuyor. Üstelik bu süreçte yaşanan gömlek ve siper polemiği, şu sıralar devam eden boy-soy gibi atışmalar her zaman Ak Parti gibi popülist politikaları iyi yöneten kurumların lehine çalışır.

Ak Parti arzu ettiği ulusal dönüşümü büyük ölçüde başardı. Bu referandum öncesi açık biçimde medyanın eğilimleri tetikleyemediğini görüyoruz. Eğilimi yine sokak kendi kendine belirliyor. Sokaktaki eğilim 2002’den bu yana değişmedi. CHP’nin oylarını artırdığı söylemi doğrudur ama bu partiye oylarını artırmak yetmez. Kitle partisine dönüşememiş bir parti olarak CHP daha fazla “yeni” şey söylemek zorunda. Oysa CHP, Ak Parti ile çok gereksiz ağız dalaşına girerek kendi kaybediyor. Rakibini mindere çekemediği gibi, güreşe minder dışında devam ediyor.

Görülen o ki, Kemal Kılıçdaroğlu “Recep Bey’den” hesap sorma söylemini genel seçim öncesine bıraksaydı kendisi ve partisi rahat edecekti. Referanduma bu kadar asılması iyi bir taktik değil, çünkü tam da referandum öncesinde Kılıçdaroğlu etrafında oluşan müthiş pozitif aura ve Ak Parti’de bir süredir görülen kararlı düşüş yerini tam ters bir rüzgara bırakmış durumda.

CHP referandum sürecinde halka neden “Hayır” demek gerektiğini anlatabilirdi. Anlatamıyor. Ak Parti’ye cevap yetiştirdikçe de Ak Parti’nin oyları artacak. Daha kötüsü, Kemal Kılıçdaroğlu muhtemelen bir sonraki genel seçime Ak Parti karşısında seçim kaybetmiş bir lider olarak girmek zorunda kalacak. Bu durum, Baykal’ın önümüzdeki aylarda genel başkan olmasına bile neden olabilir.

Aslında seçmen Ak Parti’yi çok boş bırakmak istemiyor. Doğru söylemi bulacak bir partiye oy vermeye hazırlar. Ancak o söylem malesef ne CHP’den, ne de MHP’den geliyor. Onu geçin, Meclis dışında bir başka adresten de gelmiyor. Seçmen de, en kötü Ak Parti, tek başına iktidar olarak bunlardan iyidir görüşünü destekliyor. Halk iş istiyor, geçimini düşünüyor. Daha fazla terör istemiyor. Buna ilişkin somut önerisi olan var mı? Yok… Herkes ben yaparım diyor, başka bir şey demiyor. Halkın duymak istediği bu değil.

CHP eksenini, üstünü, başını, dilini düzeltmek zorunda. Başka bir öneriniz yoksa, 1982 referandumunda gün hesap sorma günü olmadığı için yüzde 92 “Evet” diyen bu halk, şimdi Balyozlar, Ergenekonlar arasında tam da hesap sorma iklimi içinde 12 Eylül’den hesap sormak istiyor birader, havuzlu villadan kime ne!

Ak Parti’den şikayetini 8 yıldır halka anlatamamışsın, şimdi 2 ayda mı yapacaksın?