RTÜK bastırıyor, yobaz bastırıyor, öpüşme tahrik unsuru olarak öne çıkıyor.

Öpüşme derken; biz milletçe şapır şupur her yerde öpüşüyoruz, erkek erkeğe de, kadın kadına da. Merhaba dedik mi, tokalaşma ve öpüşme otomatik geliyor zaten. Merhaba derken tam o sırada dudaklar da yanağa değdiğinden “merab” dediğimiz bile oluyor.

Fakat bir erkek ile bir kadın “dudaktan” öpüşünce. Vay anam!

Daha yeni cinayet işlendi. Kafe sahibi “aile var” diye çekip vurmuş kız arkadaşını öpen erkeği. Hayat fakire acımıyor gerçekten.. Parası olan kimbilir nerede, hangi otelde veya tuttuğu hangi garsoniyerde (ki yeri geldiğinde Atatürk’ün Savarona yatını bile kullanarak) istediği kadını, istediği yerinden öpüyor. Haydi en fazla Savarona alet edildi diye lafı oluyor ama o kadar parası olmayan adam da ne yapsın, kız arkadaşını kafeye götürmüş, herhalde ikisinin de içinden geliyor ki (kendi rızalarıyla) öpüşüyorlar.

İki insan istemiş ve zorlanmadan yapmışlarsa bir üçüncüye bunu düzeltmek düşer mi? Bence düşmez. Aile var dediği ne? Aileler dudaktan öpüşmüyor mu? Tam da dudaktan öpüşüyor. Demek ailenin bilmediği şey değil. Küçük çocuklar varsa etrafta, öpüşme görmesi mi daha iyi, silah çekip başkasını vuran birini mi, siz karar verin!

Bu “hop aile varcılar” genellikle öpüşmenin tahrik unsuru olduğunu iddia ediyorlar. RTÜK de bunun TV üzerindeki polisi oluverdi, o da ekranda ceza kesiyor ailelerin gözüne öpüşme sokanlara! Böylece ailelerin gözüne saatler boyunca silahlı çatışma, adam kovalama, şantaj, adilik, sahtekârlık, adamın altını oymaca, arkasından konuşmaca, yalancılık, dolandırma amaçlı düzen kurma, çeteleşme, arabayla başkalarını kovalama, silahla adam yaralama ve adam vurma, avazı çıktığı kadar başkasına bağırma yoluyla şiddet, tecavüz yoluyla şiddet filan sokabiliyorsunuz. Bunları aile ve çocukların görmesinde sakınca yok.

Çocuk dediğin de; ne ilginçtir, silah çekip adam vuranı görünce örnek alası gelmiyor da.. Kadını dudaklarından öpen bir erkek görünce ondan kötü şeyler öğrenecek ve tahrik olacak kadar etkileniyor. Bak sen şu işe! Yersen..

Birileri dudaktan öpüşünce bunda tahrik unsuru bulmak elbette abazan bir zihniyetin fikri olabilir. Oysa ben dudaktan öpüşmede öncelikle “iki tarafın rızasını” görüyorum. Diyebilirim ki, tarafların birbirine kavuşma ve birbirine ait olma isteğinin fiziki bir nişanıdır dudaktan öpüşme. Şimdi sen bunu aile içine indirmek için mutlaka bir nikâh mı aramak zorundasın?

Nikâh dediğin şey, bir başka yola ve birlikteliğe imza atmanın, bir başka yolun adını koymanın nişanıdır. Flört eden gençler önce sevdiğini sanacak, âşık olduğunu sanacak, ölecek, bitecek, bunalıma girecek, öpmek isteyecek, dokunmak isteyecek.. Bu “sağlıklı toplum” demek. Sağlıklı toplum demek, sağlıklı aile demek. Bak bakalım, bugün cinsel şiddet altında işlenen suçlara karışanların kaçı büyüdükleri yerde beğendikleri karşı cinsi rahatça dudağından öpebilmiş!

Zaten cinsel teması karşı tarafın da “rızasıyla” yapması gerektiğini genç yaşta öğrense, evlilik sırasında (nikâhlı olduğu insana) karşı bir cinsel şiddet uygulamaz.

Öpüşme, cinsel birleşmenin başlangıcı olarak görülüp bir tahrik unsuru olarak kabul edilmeye devam ederse, bence nikâhlar da ortada kıyılmasın arkadaş. Evde kalanlar, nikâh kıyan çiftin gerdek gecesi neler yapacağını oradan hayal edip de, toplum içinde ilk karşısına çıkanla, mazallah bir aşk koyuverir de.. RTÜK de kurtaramaz!

Velhâsıl, aşka karşıyız birader.. Nefret istiyoruz, öfke istiyoruz, tartışma istiyoruz, kavga istiyoruz. Dalavere tam bize göre. Kabadayılık, magandalık en iyisi..

Ya aşk? Dış mihrakların ülkemizdeki toplum ve aile saadetini bozmak için (!) kurdukları evrensel bir düzen. Neticede hepimiz, babamızın annemizin ağzının ortasına elinin tersiyle okkalı bir tokat atmasıyla ve ardından karnını tekmelemesiyle dünyaya geldik.