Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kürsüye geldi ve konuşmasına “ABD’ye nota verdiklerini” açıklayarak başladı. Türkiye’nin dünyada yanlış tanındığını ifade eden Davutoğlu, burada iğneyi kendimize batırıp sonra çuvaldızı başkalarına batırmamız gerektiğini ancak bilgi çağında bu tür karalayıcı işler ortaya konmasının gelişmiş batı ülkeleri adına üzüntü verici olduğunu ifade etti.

Davutoğlu, ABD’nin Ankara Büyükelçisini acilen bakanlığa çağırdıklarını ve duyulan rahatsızlığın kendisine iletildiğini de sözlerine ekledi.

Öğleden sonra Meclis’teki parti grubunda konuşma yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, ABD’de gösterime giren ve ilk 3 günde 1,3 milyon Amerikalı tarafından izlenen “Vahşi Doğu” adlı filmle ilgili olarak bazı değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, filmin Türkleri ve Anadolu’yu kötü ve çirkin gösteren bir film olduğunu, böyle bir filmle verilen mesajların kendilerinin müttefiklik anlayışına uymadığını belirtti. ABD ile tarihten gelen güçlü bir dostlukları olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türk ve Amerikan halklarının dost olduğunu, bu gibi filmlerin dostluğa zarar vermese bile en iyi ihtimalle toplumların gönlünde bir yara bırakacağını söyledi.

Erdoğan ayrıca, filmde Osmanlı topraklarının “güvensiz” ve “adaletsiz” yönetilen bir yermiş gibi gösterildiğini, buna karşın gerçekte Osmanlı döneminde bu coğrafyada yüzyıllar boyunca barışın ve huzurun hüküm sürdüğünü de ifade etti. Erdoğan en sert tepkiyi ise kendi icadımız olan kola içeceğinin filmde bir Amerikan icadı gibi anlatılmasına gösterdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Bak bak! Bir de kalkmış kolayı sanki kendi icadı gibi gösteriyor! Uyanık ya bunlar… Ya, sen kola kapağıyla mahallende maç yaparken bizim şirketlerimiz kolayı tüm dünyaya satıyordu. Bunlar güya film yaptığını sanıyor. Bunların hayatı film, hayatı!”

Konuşmasında filmde yer alan bazı karelere değinen Başbakan, filmde bir Osmanlı yeniçerisinin homoseksüel gibi gösterilmesine de tepki göstererek “Bunlar o zamanlarda yaşayıp gerçek bir Osmanlı yeniçerisini görseler nereye saklanacaklarını şaşırırlardı” dedi. Özellikle filmin geçtiği mahalledeki caminin imamının aynı zamanda da sahtekâr ve hırsızlık yapan bir muhtar olarak gösterilmesinin batıda giderek artan İslam karşıtlığının net bir ifadesi olduğunu da belirtti.

Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan CHP lideri Deniz Baykal ise “Vahşi Doğu” filminin AKP zihniyetinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve bazı kötü niyetli batılı ülkelerin, iktidarın yanlış politikalarından cesaret aldığını kaydetti. Filmi izlemediğini hatırlatan Baykal, filmin ülkemizde gösterime girmemesi gerektiğini belirterek, “film burada gösterime girerse, bunun Türkiye-ABD ilişkileri açısından kritik bir dönemin de başlangıcı olacağını” söyledi.

Devlet Bahçeli de parti grubunda yaptığı konuşmada “Vahşi Doğu” filmini eleştirdi ve AKP’yi hedef alarak “Sensin Vahşi Doğu” dedi. Doğu Perinçek konuyla ilgili açıklama yapmadı.

Film ABD’de rekora gidiyor

ABD’de geçen hafta gösterime giren ve 3 günde 1,3 milyon kişi tarafından izlenen “Vahşi Doğu” filmi, 19. yüzyılda ABD Başkanı tarafından dönemin Osmanlı padişahına bir elmas hediye etmek üzere İstanbul’a gönderilen iki kovboyun Türkiye’de geçen maceralarını konu alıyor.

Filmde İstanbul’a gelen iki kovboy, daha padişahın huzuruna çıkmadan, sokakta iki kabadayının saldırısına uğruyor ve hediye olarak getirdikleri elması çaldırıyor. Elması bulmak için tanıştıkları ve yardım istedikleri bazı yeniçerileri ve İstanbul’daki azınlıkları da yanlarına alarak, kötü niyetli imamı ve bulaştıkları diğer belaları alt etmek zorunda kalıyorlar.

* * *

Bu yazının konusu atmasyon… Ancak ben Cem Yılmaz’ın “Yahşi Batı” filminde Amerikalılarla ilgili yaptığı belden aşağı ve aşağılayıcı şakaları, küfür ve hakaretleri izlerken, bir taraftan izlediğimin bir mizah ürünü olduğunu bilerek çok güldüm, diğer yandan da bu film Amerikalılar tarafından çekilse ve bizi bu şekilde konu etseydi biz nasıl algılardık diye…

Neyse ki bu filmde alay edilenler Amerikalılar oldu da, yukarıda yazdıklarım olmadı.

Ben bu anlamda Recep İvedik gibi “bizimle alay eden” tiplemelerin, Türk toplumunun ruh sağlığı açısından daha faydalı olduğuna inanıyorum.

Keşke türevleri yapılsa da, biraz kendimize “yabancılaşabilmeyi” öğrensek.