Hukuk hukuk için midir, toplum için midir, diye sorsam? Eminim herkes toplum için olduğunda hemfikirdir.
Futbolda şike iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma, yine hukukun bir ihtiyacı gereği “gizli” olarak yürütüldüğü için kimse resmin tamamını göremiyor. Zanlılarla ilgili soruşturma süreci tamamlanınca konu mahkemeye intikal edecek. Bu intikalle konunun genel çerçevesini ve içeriğini daha net görmek mümkün olabilecek. İş o noktaya gelince, şu anda taraflı veya karşı taraflı olan herkesin çok daha temkinli olacağına eminim.
Soruşturmadaki gizlilik ilkesi hukuken lazım olsa da, neticede kamuoyunu bir şekilde olayın dışında tutuyor. Oysa çok iyi biliyoruz ki, kamuoyunun bu olayın dışında kalmayı kabullenmesi diye bir durum söz konusu olamaz. Soruşturmada adı geçen Fenerbahçe, Trabzonspor, Beşiktaş, Sivasspor, Eskişehirspor, Giresunspor, Altay, Adanaspor, Konyaspor takımlarının taraftar sayıları nereden baksanız 30 milyondan fazladır. Bu kadar geniş bir hedef kitleyi ilgilendiren sürecin “gizlilikle” yönetilmesi çok zor.
Kamuoyu şu ana kadar, adını vermek istemeyen üst düzey Emniyet yetkilileri tarafından basına söylendiği iddia edilen bilgileri ve gelişmeleri okudu. Ortada organize suç örgütü kurma suçu var, bir de Beşiktaş’ın başına geldiği gibi bu örgütün dışındaki iddialar var. Birkaç parça bilgiyi de zanlı avukatlarından duyduk. Oysa kimse iddiaların tam çerçevesini bilmiyor. Mutlaka ama mutlaka, yetkili isimlerin çıkıp süreçle ilgili bilgi vermesinde yarar var.
Kimse Fenerbahçe’den büyük değil
Kamuoyunun konuyla ilgili bilgi alabileceği tek kanal medya. Medyada ise ilginç bir durum var: Spor medyası, eskiden beri “taraflı” yayın yapmaya kurgulanmış bir yapıda çalışıyor. Herkes kendi tarafıyla ilgili bakış açısını ve eleştirileri yazıyor. Malesef, bu alışkanlık şimdi bu soruşturma kapsamında da devam ediyor. Spor yazarları ve yorumcuları “hukuk” denilen gerçeği unutup, “bizim takıma bu yapılır mı” havasında yorumlar yapıyor.
Biz millet olarak yıllardır çok fazla alanda bu “kirlenmeyi” yaşıyoruz. Bir yasa çıktığı zaman hemen “amaaan bunu nasıl olsa kimse takip etmez abi, bir şey değişmez” havasında bakılıyor. Başbakan millete “Bu ülkede herkese dokunulabilir” demişti ve şeklen dokunulda da. Oysa kimse Başbakan’ın iddia ettiği değişimlerin gerçek olacağına inanmamıştı.
Şeklen ve fiilen değişmek, değiştirmek, dokunmak yetmez. Bir değişim varsa bu yönetilmeli. Kamuoyu da değişmeli, dönüşmeli. Bu yapılmazsa toplum parçalara ayrılır. Fikren ayrılır, vicdanen ayrılır, ruhen ayrılır. Ayrılık deyince akıllara yalnızca terör gelmesin; ruhen ayrılık da toplumlar için tehlikelidir.
Şike soruşturmasının başından beri Fenerbahçe ile ilgili ortaya atılan esprilere gülemedim. Hepimiz yıllardır (kendi taraftarı olduğumuz kulüp de dahil) tüm kulüplerin bu kirliliğe bir şekilde katkı sağladığına inanmıyor muyduk? Şimdi yasa 14 Nisan’da yürürlüğe girdi de, önden Fenerbahçe gitti diye diğer tüm kulüpler saf ve masum mu oldu?
Bunu birbirimize yapmayalım. Unutmayalım ki, hukuk bize lazım. Topluma lazım.
Fenerbahçe küme düşürülse dahi, yokluğu uzun sürmez. 104 yıllık tarihi, maddi ve manevi varlığıyla “büyüklüğü” de lekelenmez. Onun gerçek “büyüklüğünü” anlayamamış birileri çıktıysa da, bu kulüp onları içinden temizler. Hani hep dedikleri gibi:
“Kimse Fenerbahçe’den büyük değildir!”