Bir yazarın bildiği (ya da bildiğini sandığı) konuda yazı yazması kolaydır da, bilmediği konuda yazması risklidir. Konuyu iyi bilenlerin gözünde yazarın itibarı düşebilir.
Ülkemizdeki internet yasaklarının bir yenisi olarak, Farmville oyununa erişimin engellendiğine ilişkin kararı ve bu kararın yansımalarını gazetelerde okumuş olmalısınız. İnternette oynanan ve katılımcıların bir “çiftlik hayatı” geliştirmesine dayanan oyunu ben hiç oynamadım.
Öğrenebildiğim kadarıyla oyun, insanları kayıtsız üretime özendirdiği gerekçesiyle yasaklanmış. Bu oyunda insanlar bir çiftlikte tarım ürünlerinden tutun da, hayvanlara kadar çeşitli işlerle uğraşıyorlardı. Daha doğrusu uğraştıklarını “sanıyorlardı”… Mâlum; iş sanal.
Oyuna erişim birdenbire kesilince, çiftçinin mahsulü yerde kaldı. Binlerce hayvan telef oldu. Tarımda dışa bağımlılıktan kurtulmaya çalışan Türkiye’nin onca emeği ziyan oldu. Milli servet, bir anda elimizden kayıp gitti.
Ben yine de Farmville tutkunlarının bu zor günleri aşacağına, yokluk ve darlık günlerinde birlik ve beraberlik içerisinde dayanışma göstererek omuz omuza mücadele vereceğine ve zorlukların üstesinden geleceğine eminim. Türk milleti, zor dönemlerde tek yürek olmayı iyi bilir.
Devlet hızla, telef olan hayvanların ve tarlada kalan mahsulün yarattığı tahribatı tamir etmek ve yaraları sarmak üzere başta tarım destek kredileri olmak üzere, mağdurlara kablosuz ve sınırsız internet bağlantısı sağlamalıdır. Sosyal devletin gereği budur.
Peki, Farmville neden kapatıldı? Arkasında yatan gerçekler ne?
Oyunu oynamadım dedim ama oyunu oynayan bazı arkadaşlar, arada bir “kaybolan koyunlarını bulduklarını” ilan eden mesajlar gönderiyorlardı. İçimden “çok şükür” diyordum. Nitekim daha önceleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği “bunlara iki koyun versen güdemezler” ve “bunlara üç koyun versen ikisini kaybedip gelirler” şeklindeki veciz ifadeleri her ne kadar muhalefet liderlerine söylediği şeklinde yorumlansa da, görüldü ki sözlerin hedefinde Farmville tutkunları vardır.
Başbakan’ın daha önce kendi yetkililerinin yasakladığı Youtube gibi sitelere “ben giriyorum” dediği dikkate alınırsa, “koyun gütme ve koyunlara sahip çıkma” hakkındaki mesajlarında açıkça Farmville tutkunlarına meydan okuduğu düşünülebilir. “Bunlar yapamaz” derken aslında belki de “ben yapabiliyorum” demek istemiştir.
Süleyman Demirel’in, Çankaya günlerinde söylediği ve gerçekte Hz. Ömer’e ait olduğu bilinen “Fırat’ın kıyısında bir koyun kaybolsa sorumlusu benim” deyişini hatırlarsınız. Demek oluyor ki, Farmville olayı ta en başından beri siyasi bir meseleydi.
Ekonomik krizin etkilerini her yerde hissettiğimiz ve işsizliğin hızla arttığı bir dönemde, hele ki Trakya’da yaşanan sel felaketinden hemen sonra, bir de Farmville’in kapanması elbetti ki ülkeyi derinden üzmüştür. Daha önce Street Fighter ve Grand Theft gibi oyunlardan öğrendiklerini IMF toplantıları sırasında tatbik etme şansı bulan eylemcilerin (gençlerin) Başbakan’dan “dışarıda olanlara kulak verin” şeklinde destek görmesini de ancak bununla açıklamak mümkün olabilir.
Başbakan, bilgisayar ve internete olası merakını bu sebeplerle ortaya koyuyor olabilir.
Sonuçta, ezilen ve mağdur olan yine çiftçi olmuştur. Sanal bile olsa ülkenin kaderidir:
Üretimi engelleyenler…
Ve sanal dünyada çiftlik kurup koyunun peşine düşen ama gerçek dünyada üretmemeye devam edenler…