Yaklaşık 4 bin yıllık bir medeniyet… Sen kalk 1821’de Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilân et.
Bize okulda “dünyadan haberimiz olmasın” diye okutulan dersler nedeniyle pek tanımayız Yunanistan devletini… Bizim ülkemizde okul bilgisi şu başlıklar altında verilir: Milli Tarih, Milli Coğrafya, Milli Edebiyat, Milli Resim, Milli Matematik, Milli Fen, Milli Beden Eğitimi, Milli Psikoloji, Milli Felsefe, Milli Bilgisayar.
Sakın Milli Beden Eğitimi yazdım diye gülmeyin! Ben lisedeki beden eğitimi derslerinde ne gördüysem, akserliğimi yaptığım kışlada da aynısını (yanaşık düzen eğitimi) gördüm.
Milli Eğitim’e göre Yunanistan şöyle bir devlettir:
İzmir’i işgal etmiş alçak bir düşmandır. O kadar alçaktır ki, Anadolu içlerinde Ankara’ya doğru ilerlemeye başlamışlar ancak İnönü savaşları ve Başkomutanlık meydan muharebesi sonucunda yine İzmir’den denize dökülmek suretiyle yurdumuzdan kovulmuşlar, giderken İzmir’i ateşe vermişler, anamıza bacımıza da tecavüz etmişlerdir. Emperyal güçler tarafından korunan ve yurdum toprağına da aynı güçler tarafından “beleş” sokulan Yunanistan’ı, bütün Kadıköy yürüse yarım günde alır.
Yurdumuza emperyal güçler tarafından işgalci olarak sokuldukları doğru. Gazi Mustafa Kemal tarafından yönetilen “büyük taarruz” ile İzmir’e kadar kovalanıp kaçtıkları da.
Ülkenin en yüksek dağı Olimpos’ta bir zamanlar mitolojik tanrıların yaşadığına inanılıyor olmasına rağmen, tarihinden yakın notları okuyunca nerede bu tanrıların eteğinde yaşayan Yunan halkı diyorsunuz:
Yunanistan Krallığı, Birleşik Krallık (İngiltere), Rusya ve Fransa tarafından 1827 yılında tanınıyor (daha önce Osmanlı yönetimindeydi) ve başına yine bu devletler tarafından Bavyera Prensi Otto (bir Avusturyalı) kral olarak atanıyor. Tarihe “atanan prens” olarak geçen bu başarılı arkadaş o zaman henüz 17 yaşında olduğu için krallık-mrallık yönetemeyeceğinden, yine Bavyera’dan danışmanlar getiriliyor.
Otto’dan sonra, bu defa Danimarka kralının 17 yaşındaki oğlu William tahta geçerek, George adını alıyor. Kral değil mi kardeşim, istediği adı alır! Yunanistan Krallığı’nın başına önce Bavyeralı, ardından da Danimarkalı birer kral geçerken Yunan halkı ne yapıyor diye bana sormayın, ben de anlamadım. Ama yazımızın başlığıyla bir ilgisi olabilir.
Kral George öldürülüyor. Ekonomi savaşlar nedeniyle tükeniyor. Bunun üzerine Yunan ekonomisi uluslararası denetim altına girerek destekleniyor. Yeni kral Konstantin, emperyal güçlerle anlaşamıyor diye bu emperyal güçler Venizelos’u “başbakan” olarak atıyor.
Konstantin ile Venizelos arasında anlaşmazlık çıkınca (aaa ne ilginç) Kral Konstantin tahttan indiriliyor. Yerine oğlu Aleksander geçiyor ve Yunanistan emperyal güçlerin yanında savaşa girerek, Sevr sayesinde sınırlarını genişletiyor.
Siz deyin şans, ben diyeyim ilâhi takdir; Kral Aleksander bir maymun tarafından ısırılarak ölüyor ve babası Konstantin yeniden tahta çıkıyor. 1924’te cumhuriyet ilân ediliyor, 11 yıl sonra yeniden krallık ilân ediliyor. 1940’larda iç savaş var, 1967’de askeri darbe ve nihayet 1974’te Yunanistan Cumhuriyeti!
Yunanistan yine karıştı. Avrupalı ülkeler, iflasın eşiğine gelmiş Yunanistan’a 65 milyar Euro büyüklüğünde bir destek vermeye hazırlanıyor. Bunun karşılığında vergi toplama ve özelleştirmeyi yönetme gibi haklar istiyorlar. Yeni oluşan “Bıkkın-Öfkeli Vatandaşlar” hareketi ise Atina’da parlamento binasının bulunduğu meydanda 80 binden fazla kişiyi toplayarak siyasetçilere “Hırsızlar, defolun” diye bağırdı.
İşte Yunanistan’ın kısaca yakın tarihini ve bugünkü koşullarını okudunuz. 11 milyonluk nüfusun 80 bini meydanda toplanınca aklıma yine aynı soru geldi: Emperyal güçler Yunanistan’a sürekli olarak dışarıdan müdahele ederken Yunan dostum ne yapıyor?
Göbeğimiz bir değil ama komşuda göbeğini kaşımak bir gelenekmiş gibi görünüyor.