Bu yıl ÖSS’ye giren adaylardan Fen puanı için yarışan 1 milyon 229 bin adaydan 704 bini sıfır çekmiş. Türkiye genelinde 30 soruda net ortalaması ise 4.
Biliyorsunuz bu yıl sınav sistemi yine değişti. Böylece gelecek yıldan itibaren yeniden çift sınavlı sisteme dönülecek. Benim tahminime göre; bu Milli Eğitim Bakanlığı’nda sistem işleyişi üzerine çalışan özel bir bölüm var. Bakan her yıl bu bölümün başındaki yetkiliyi makamına çağırıyor:
– Melahat Hanım, Bakan sizi rica ediyor.
– Abe gelirim emmencecik, Bakanım çağırmış gelmem mi?
Böylece sayın yetkili Bakan’ın makamına çıkar.
– E Melahat söyleyiver bakalım nedir vaziyet?
– Valla Bakanımcığım, nasıl söylesem… Çocukların yüreği kabarmış. Ben diyeyim bir, siz deyin iki sınav görürüm. Biri yaz gelmeden. Biri de böyle tam sıcaklar tepedeyken. Nasıl böyle ortalık cıvıl cıvıl her yer insan kaynar sebil… Tam o vakit bir sınav görünür işte bak tam şurada, gördün mü?
– Ay gördüm gördüm, bak nasıl da çıkmış orada tam böyle… A-aaa hayır olsun işşallah!
– Hayırdır Bakanım hayır. Geçesiniz bu yıl iki sınavlı sisteme bakın bu kadar bariz çıkmış artık.
– E artık ne yapalım.
– Tabağa da bakayım mı?
İşte böylece yeniden iki sınavlı sisteme geçilir. Başka nasıl olabilir ki, anlamak mümkün değil.
Çocuklar isyanda. Aileler isyanda. Öğretmenler isyanda. Tek şikâyet etmeyen dershaneler! Küp öyle bir doluyor ki, nasıl şikâyet etsinler. Yazık günah, bu çocuklar okulda bir şey öğrenmiyor, dershanede bir şey öğrenmiyor, evde bir şey öğrenmiyor… Sadece sınava hazırlanıyorlar. Bir de bakmışsınız yüzde 1’lik dilimden Boğaziçi’ni kazanmış ama insanlıktan haberi yok!
Logaritma hesabını sınavda soruları yetiştirmek uğruna 25 saniyede çözmeyi öğrenmiş (daha doğrusu ezberlemiş ki, onu da iki yıl içinde bir daha hatırlamamak üzere unutacak) ama “insan neyle yaşar” diye sor, ya “git işine” der ya da Google’da aramaya kalkar.
Klişe olacak ama çocuklar gerçekten de sistem kurbanı. İletişim çağının getirdiği bilgi kirliliği de dâhil olmak üzere mevcut yaşam tarzımızın tüm çürümüşlüğünden nasiplerini alıyorlar. Bunun içinden kafalarını kaldırıp bakacaklar da, bu dünyada gerçek işimiz ne diyecekler… Oysa onlara işleri sanki şuymuş gibi gösteriliyor:
“İyi bir okulda oku. Oku da adam ol… Adam ol da, doğru dürüst bir üniversiteye git. Adam gibi bir mesleğin olsun da dışarıda yüzüne baksınlar. Seni adam yerine koysunlar. Toplumda iyi bir yerin olsun. İyi bir işe gir. İş yerinde yüksel. Yüksel de seni adam yerine koysunlar. İyi bir yerin olsun. İnsanlar senin emrinde olsun. Yüksel ki başarılı ol… Yoksa adam olamazsın…”
Dolduruşu görüyor musunuz? Yaratılan sınıf ayrımcılığını görüyor musunuz? Beni üniversite adam yapacak öyle mi? Kafanızı kaldırın çocuklar, adam olmak bu değil. Sizi aldatıyorlar!
Adam olmak; erkek veya kadın özünde insan olmak… Bunu öğreten bir adres bilmiyorum ben. Okul değil. Üniversite değil. Onlar sadece sizi bu tuzak için yetiştiriyorlar… Her birey, özellikle de çocuk ve gençler; sistemin içinde başarılı olmanın yollarını görmek işinizin sadece bir parçası ama maalesef bunlar sadece toplumdaki sınıfınızı belirlemek için kullanabileceğiniz araçlar.
Kim olduğunuzu, insan olup olmadığınızı bunlar göstermez. Bu içine düştüğünüz karmaşa; anne ve babanızın nefsidir, sizi ne olarak görmek istediğine ilişkin kendi bilinçaltıdır. Siz doğmadan önce bakanlık yapanlardan başlayarak bugünkü bakana kadar her yıl yeniden şekil alan ve hiç sonu gelmeden sürekli değişen “milli eğitimcilik” oyunudur. Melahat’in her yıl fincanda gördüğü kara bir lekedir. Ezik ve kendi varlığını tanımayan bir toplumun diğer ezilmişlere benzememe korkusudur…
Bunu size hayatınızın sınavı gibi sunuyorlar. Oysa dünyanın gerçek sınavı bu değildir.
Bu dünyadaki her birey, akıl ve vicdan sahibi olmayı öğrenmek zorundadır. Gerçek sınav budur…
Bu sınav her zaman ve her yerdedir. Bundan geçen geçer, kalan kalır.
Kendinizi tanımak, kendinizi değiştirmek ve kendinizi geliştirmek zorundasınız.
Kendinizi tanıyın çocuklar, önce kendinizi… Oldum demeden, bıkmadan değişeceğiniz bir yola çıkmaktır işiniz. Kendinizde başaracağınız her bir olumlu değişimdir terfiniz.
Kendinizi tanımayı bilin. İlk diploma budur.
Bu diplomayı alana Melahat vız gelir.