Çılgın proje diye diye öyle bir beklentiye girdik ki, açıkçası ben Ak Parti’nin düşük oy aldığı batı sahilindeki kentleri Karadeniz’e taşımasını filan bekliyordum. Karadeniz’dekileri de batı sahiline alınca indi mi bizim uşaklar sıcak denizlere! Bu çok çılgın olmaz mıydı?
Başbakan öyle bir proje açıkladı ki, Cem Yılmaz’ın meşhur esprisi “yapılmışı var” ayarında bir fikir çıktı ortaya. Osmanlı’da yapılmışı da var, Ecevit döneminde de.
Fakat gerek gündemde kapladığı yer açısından, gerekse konunun içerdiği fırsatlar açısından bence Başbakan o açıklamasıyla kanalı döşemiştir. Şimdi o projeyi yapsa da kazançlıdır, yapmasa da… Yaparsa “yapabilen” olarak tarihe geçer, yapamazsa “bana yaptırmadılar” diyerek. Bu zekâ, kendisinin döşeme ustalığından geliyor olabilir ki, kısa bir süre önce ustalık dönemine geçiş için milletten onay istemişti hatırlarsanız.
Seçime doğru ilerlerken, siyasi partilerden hangisi gündemi belirlemeyi başarırsa bu o partiye daha büyük bir avantaj kazandıracak. Henüz ortada ne tamamen açıklanmış bir proje var, ne de onun olası çevresel etkileri üzerine bilimsel bir rapor. Oysa Başbakan’ın projeyi açıkladığı günden bu yana dikkat ettiyseniz proje hakkında en az konuşan da yine kendisi.
İşte bu siyaseten bir başarıdır. Kanalın ilk işlevi, dikkatleri bu konuya çekmek ve gündemi burada oyalamaktır. Olası tepkiler zaten öngörülmüş olmalıdır ve öyle zannediyorum ki, açıklama yapıldıktan sonra Başbakan’ı ve danışmanlarını şaşırtacak bir gelişme olmamıştır.
Kanal işlevini gerçekleştirmeye başlamıştır.
Yüzen oyları çeken kanal
Seçimle ilgili çeşitli anket çalışmalarını takip ediyor olmalısınız. Bu anketlerde önce partilerin temel oy dağılımları verilir, ardından şöyle bir ikinci dağılım çıkar: “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra”…
Seçime 40 gün kala esas mesele işte bu “kararsızlar” denilen kitlenin oylarını alabilmektir. Her partinin stratejik açıdan bu kitleye oynaması gerekir. Türkiye’de fanatizmin bir sonucu olarak zaten her partiye kimlerin oy atacağı da bellidir, hangi partiye oy atmayacağı da!
Bu kemikleşmiş kitlelere yönelik proje yapılması siyasi kazanç getirmez, aksine partilerin enerjisini boşa harcamasına neden olur. Asıl “kararsızların” görüşlerini etkilemek önemlidir. Her seçimde de iktidarı veya iktidar olacak partinin temsil gücünü işte bu grup belirler.
Son açıklanan orana göre şu anda “kararsızlar” seçmenlerin yüzde 23’ü kadardır. Bu da ne kadar kritik bir kitle olduklarını gösteren en güzel veridir.
Başta haber kanalları olmak üzere herkes bu kanal Rus petrolünü mü çekecek, turist mi çekecek, İstanbul’a göçü mü çekecek, döviz mi çekecek diye tartışırken kanal serbest yüzen kararsız oyları çekecek. Plan budur.
Kararsız dediğinin kafası karışık!
Ne ilginçtir; belki de Türkiye’yi yeni bir anayasaya ve başkanlık modeline götürecek yeni iktidarın kaderi, işte bu kafası karışık, karar veremeyen, nereye oy atacağını bilmeyen yüzde 23 büyüklüğündeki seçmene bağlıdır.
Kararsızlar olmadan Meclis’teki partilerin büyüklüklerinin Ak Parti yüzde 35, CHP yüzde 20, MHP yüzde 10 düzeyinde olduğunu biliyoruz. Bu baskı, kafalarında nihayet bir partiye karar vermelerine neden olacak ki, onu da seçim günü göreceğiz.
Şimdi bir fikri olmayan, ne yapacağını bilmeyen, oyunu nereye atacağı belli olmayan yaklaşık 10 milyon insan karar verecek ve seçimin kaderi, aramızdaki en belirsiz olanlar tarafından belirlenecek…
Kadere bak!