Dünyada ne kadar çok çeşit yapılacak iş var düşündünüz mü hiç? Bunlardan bir tanesi bence kolaylık, rahatlık ve devamlılık açısından son derece keyifli ve güzel bir iş… Hatta şunu iddia edebilirim ki, ben dünyanın en kolay ve en güzel işinin ne olduğunu buldum!

Televizyon yorumculuğu!

Nedir bunun kolay tarafı bu kadar yoğun gündem içinde diyeceksiniz. Anlatayım:

Öncelikle istediğiniz kadar konuşabiliyorsunuz. Bıkana ve bıktırana kadar konuştuğunuz gibi, karşınızdakilerin ne konuştuğunu dinlemek gibi bir zorunluluğunuz yok. Sözünüzü kesmeye çalışan olursa, konuştuklarınızı bağırarak tekrar etmeye başlıyorsunuz, daha çok bağırdıkça izleyici de sizi haklı zannediyor üstelik. Bu da işin kaymağı…

Diyelim karşınızdakiler sizden önce bağırmaya başladılar. Bu durumda izleyicinin onları haklı görmesi ihtimali artacağı için bu defa sürekli olarak bir cümlenin sadece başını tekrar etmeye başlayıp devamını hiç getirmeyeceksiniz. Misal, karşı görüş bağırarak ve coşkuyla konuşurken siz araya araya cümle başı sokmaya başlıyorsunuz:

– Şimdi ben…

– Vır vır vır vır, vır vır da vır vır…

– Şimdi efenim ben şunu söyleyebilirim ki…

– Vır vır vır vır, daha yüksek sesle vır vır da vır vır

– Şimdi efenim ama bakın…

– Vır vır vır vır, tükürük saçarak vır vır da vır vır

– Ama konuşturmuyorsunuz…

– Çok daha yüksek sesle vır vır vır vır, vır vır da vır vır

– Bakın beni konuşturmayacaksanız ben programı terk edeceğim!

Hah, işte bu en güzel kısmı! Hem konuşuyorsun, hem de konuşamazsan istediğin saatte paydos edebiliyorsun. Hop, çıktın iş bitti… Üstelik hem mağdur olduğun için prim kazandın, hem işi ve iş yerini terk ettiğin halde ertesi gün daha fazla kanaldan davet alacaksın. Çok güzel değil mi?

Adı “tartışma” olan programlarda tartışmak ama kesinlikle konunun tek kelimesi üzerinde anlaşmak zorunda olmadan saatlerce tartışabilmek kadar güzel bir iş daha var mı? Tam bize göre… Bir düşünün; siz hiç bugüne kadar televizyonda bir konu tartışmaya gelmiş ve birisi söz aldıktan ve onu dinledikten sonra görüşleri değişmiş birini gördünüz mü? Misal, türbana hayır diyen biri, türban yanlısı birini dinliyor ve söz kendisine gelince “Sizi dinledim, aslında ortaya koyduğunuz görüşlerde haklısınız. Bu nedenle ben de türbana destek vermeye karar verdim” diyor… Program da orada bitiyor… Olur mu? O zaman televizyonda ne yayınlayacaksınız?

Demek ki televizyon yayıncılığının ilk kuralı, tartışacak tarafları bulduktan sonra olabildiğince bir yere varmamak, bir sonuca ulaşmamak üzere konuşmayı sürekli hale getirmek olmalı. Gayet makul insanlardan oluşan bir tartışma programı konukları daha yayının ilk on dakikası içinde fikir birliğine varıp “Yahu biz neyi tartışıyoruz, aslında aklın yolu bir. Biz niye daha önce hiç böyle düşünmemiştik” dese ve öpüşüp stüdyodan ayrılsa… Sunucu da öyle bakakalsa… Ne komik olmaz mı?

Kavgacı olmak hiçbir ortamda sevilmez. Oysa televizyonda kavga çıkardığınız zaman size gelen teklifler artacaktır. İşinizde daha çok beğenilmek ve talep görmek için kavga etmeniz, yoklama ve saldırı teknikleri geliştirmiş olmanız yararınıza olacaktır. Önce sözle döverek, sonra tavırla ve giderek hiddetlenmek suretiyle tansiyonu tavana yükseltmek kesinlikle başarılı bir televizyon yorumculuğunun önemli püf noktalarındandır.

Program sırasında sunucu veya moderatör ile hiçbir şekilde duygusal bağ içinde olmamalısınız. Bu şahsa karşı duyduğunuz sevgi ve saygıyı stüdyo dışında bırakmış olmalısınız. Hatta bu şahıs sizi biraz seviyorsa, olur olmadık yerlerde sözünüzü kesmeye, reklam filan girmeye kalkmalıdır. Bu durumda siz mutlaka sinirlenerek buna itiraz etmeli ve kendinizi izleyici karşısında mağdur göstermelisiniz. Ne anlattığınızla ilgisi olmayarak, izleyici sizin haklı olduğunuzu sanacaktır.

Cumartesi ve Pazar günleri kesinlikle bir iş çıkmıyor. En ciddi haber kanalları bile haftasonu sanki o bütün hafta geceyarılarına, sabahlara kadar tartışılan konular yer yarılmış da içinde girmiş gibi tartışma yayınlamıyorlar. Yayınlayan da futbol tartışıyor. Onu zaten yüz yıl tartışsan bir yere varma şansı yok, gayet sıkı ve güzel bir tartışma konusu…

Bence dünyada bundan daha güzel, daha kolay ve daha burnunun dikine bir iş yok insan için. Biri çıkıp size 5 milyar dolar para verse onunla ne yapacağınızı düşünmek bile daha zor ve yorucu olabilir. Oysa televizyona çıkıp yorum yapmanın, tartışmanın hafifliği, paha biçilemez!