RTÜK geçenlerde Türk Malı dizisine “Türkçe’yi bozdukları gerekçesiyle” ikinci kez uyarı cezası vermiş. Bozulan Türkçe’den örnekler vermek gerekirse:

– Mikemmel, litfen, bu kadan gibi sözler…

O halde ben size bir de şu kelimelerden bahsedeyim:

– Uy anamlal. İtoğlusu. Köpoğlusu. Ulam. Yavlum. Türk sipolu. Fitbol. Hağkem.

Hani şu efsane Gırgır’ın, efsane tiplerinden Muhlis Bey’in konuştuğu dilden sadece birkaç örnek bu kelimeler. Ben daha ilkokula başlamadan okumayı ve yazmayı öğrenmiş gereksiz heriflerden biri olarak, henüz 4 yaşımdayken evde Gırgır okuyordum. İlk okuduğum şey Gırgır’dı.

Okul da okudum, üniversiteyi de bitirdim. Ağabeylerimin hikâyeleri gibi 17 yaşımdayken Avni Mizah Dergisi’nin kapısından girdim. O sırada henüz lise ikinci sınıfı yeni bitirmiştim. Lise sonu da okuduktan sonra yine Avni’ye gittim ve dergi için yazdığım ilk yazıyı ustalarım beğenip ilk sayıda benim imzamla yayımladılar. Bir yıl orada mizah yazıları yazdıktan sonra Hürriyet Dergi Grubu’na geçtim ve orada 4 yıl mizah yazdım. Yazdığım makaleler bugüne kadar birçok gazete, dergi ve internet sitesinde yayımlandı. Yani RTÜK teorisine göre, benim Muhlis Bey okuduktan sonra iki kelime yazamayan bir adam haline gelmem gerekirdi.

Bir dizinin repliklerinde “mikemmel” ve “litfen” kelimeleri geçti diye Türkçe bozulmaz!

Annadınıs mı yavlum?

Neyse ki, bu ülkede herşeye ayar çekmeyi güç sahibi olmak zannettiğimiz için, bir dizide geçen iki-üç bozulmuş kelimeyi de para cezasıyla düzeltmeye ve bu sayede Türkçe’yi de düzeltmeye kalkmak birilerine mantıklı geliyor.

Bu diziyi bugüne dek bir kez izlemeye çalıştım. Son derece düşük bir tempoda ve çok da abartılı bir oyunculukla oynandığını görünce kendi adıma sıkıldım. Çevremde çok severek izleyen ne kadar çok insan var. Hiçbirinin dili de bu dizi yüzünden bozulmuş değil. Açıkçası şunu iddia etmek daha doğru olacak ki, bir şey mizah yaparak bozulmaz. Bozulunca mizahı yapılır ama!

Türkçe zaten ne kadar doğru biliniyordu ki, gülelim diye iki lafı eğip bükmekle bozulmuş olsun.

Ünlü mizah yazarlarımızdan Atilla Atalay’ın meşhur Sıdıka tiplemesi vardır. Daha sonra Bir Demet Tiyatro adlı televizyon dizisindeki Lütfiye ve Mükremin Abi tiplemelerinin de bir nev’i ilham kaynağı olduğuna dair ciddi yorumlar vardır. Ben de bu yorumlara katılırım. Sıdıka’da, anne-kız ve ağabey-kız kardeş diyalogları başarılı bir sokak uyarlamasıdır. Sokağın konuştuğu dili yazıya dökebilme başarısıdır. Yazarın son dönem tiplemesi Sıkılhan ise denilebilir ki hemen hiç Türkçe kelime kullanmadan yazılmış tam bir tiki ağzıdır. Çevresiyle cep telefonu kanalıyla iletişim kurabilen, konuşma özürlü, çağdaş tipleri yazmaya devam etmektedir Atalay.

Şimdi gelelim bin yıllık soruya:

Atilla Atalay Sıkılhan’ı öyle yazdığı için bunu okuyan milyonlarca (Y kuşağı) genç de öyle mi davranmaya başlamıştır? Yoksa, Y kuşağı öyle davrandığı için bunu dikkatle izleyen Atalay mı karakteri öyle yazmıştır.

Elbette doğrusu ikinci şık. RTÜK ise birinci şıkkın doğru olduğunu zannediyor. Bence RTÜK üyelerinin vaziyete hakim olamamasının getirdiği çaresizlik sonucu bunun acısını güçsüzden çıkarma hırsıdır bu. Yoksa bir üst kurul neden bir eğlence programının Türkçe’yi bozduğu hissiyatına kapılıp da ceza verir ki? Madem iki kez ceza kesecek kadar kendilerinden eminler, Türkçe’nin bozulmasına dizilerin veya eğlencelerin sebep verdiğine dair herhangi bir bilimsel araştırma var mı?

Bataklığı kurutamıyorum, en azından şu vızıldayan sineği geberteyim demek gibi bir şey işte…

RTÜK kafası şunu anlamıyor ki, o diziyi gerçekten herkes izlemiyor. TV izleyicileri arasında iyi bir izlenme payı alıyor olabilir ama bu “herkes izliyor” anlamına da gelmez. Bu tür endişeler, çıkarımlar, sentezler, iddialar filan safsatadır.

Bir de bakarsınız, akşam bir TV kanalında koca adamlar çıkmış bu tür dizilerin Türkçe üzerinde Batı’nın oynadığı kirli ve çirkin oyunlarından biri olduğunu ve feci bir komplo teorisiyle karşı karşıya kaldığımızı filan anlatıp tartışıyor.

Ne diyelim? Yazmayın kardeşim böyle diziler. Siz de izlemeyin kardeşim.

Sisi son defağ uyarıyolum! Kızdırtmayım ulam RÜTÜKÜ!